Şehîd Yâhud Osman’ın Yüreği Şiiri İncelemesi
Ey güzel köy! Viran olma, sakın şu
genç yaşında;
Ey parlak ay! Işığın saç yolcuların
gözüne;
Mehmet Emin Yurdakul
Şiirin
Biçim Yönünden İncelenmesi
Nazım
birimi: Şiir dört bentten (2 dörtlük ve 2 üçlük) oluşmuştur
Ölçüsü:
15’li
hece ölçüsüdür
Uyak
şeması: “abab / cdcd / eef / ggf” biçimindedir
Şiirin
Ahenk Unsurları
Uyak
ve Redifler
a---yaşında
c---gözüne
e---yok mudur?
g---ulu’sun
Şiirdeki
Diğer Ahenk Unsurları
Şiirde ahenk; uyak ve
rediflerin dışında, aliterasyon (y, r, z), asonans (a, e, i) ve “ey” seslenme
edatının tekrarlarıyla sağlanmıştır.
Şiirin İçerik Yönünden İncelenmesi
Açıklama
– Yorum
Şair kendini, vatan
savunmasında şehit düşen bir askerin yerine koyarak, onun duygu ve
düşüncelerini, vatan sevgisini dile getirmeye çalışır.
Ey güzel köy! Viran olma, sakın şu
genç yaşında;
Şiirin ilk dörtlüğünde
şehitlerin ağzından köylülere seslenen şair, yurdun güzelliklerini tasvir
ediyor. Eğer “bizim” dediğimiz bir vatanımız varsa ve dağlarında otlar,
çiçekler açıyor, ağaçlarında kuşlar ötüyor, derelerinden sular akıyorsa bunu
şehitlerimize borçluyuz demek istiyor.
Ey parlak ay! Işığın saç yolcuların
gözüne;
İkinci dörtlükte şair,
yolculara sesleniyor. Gelecek nesillerin o kötü günleri (savaş günlerini) unutmamasını,
vatan için canlarını feda edenleri anmasını istiyor. Şaire göre; bu vatan için
canlarını veren şehitler unutulursa o eski kötü günler ve acılar tekrar geri
gelebilir. Gerçek vatanseverler ise o kötü günleri ve bu topraklar için şehit
düşenleri hiçbir zaman unutmaz.
Ey Türk kızı, ey ana, “Sus!” sende
duygu yok mudur?
Bu bentte şair, Türk
kızlarına ve Türk analarına sesleniyor. Çünkü savaşa gidenlerin arkasında
mutlaka onların yolunu gözleyen birileri vardır. Vatan uğruna şehit olanlar
canlarını verirken geride kalanlar ya oğlunu ya nişanlısını ya da eşini
kaybetmiştir. Şaire göre vatan savunmasında kaybedilenler çok görülmemelidir.
Çünkü vatan sevgisi her sevginin üstündedir.
Ey Türk ili, ey vatan! Sen her bir
yerden ulu’sun!
Son bentte şair,
şehitlerin ağzında tüm yurda “Ey Türk
ili, ey vatan” diyerek seslenir. Vatan için “sevgi, gençlik, istek, sağlık” gibi değerlerin hiç düşünmeden feda
edilebileceğini vurgular.
Şair, şiir boyunca vatan
sevgisinin her şeyin üstünde ve her sevgiden yüce olduğunu dile getirir.
Şiirin teması: vatan sevgisi ve şehitlik mertebesidir.
Dil
ve Anlatım
Şair, Milli Edebiyat akımının temel ilkelerinden biri olan Türkçeyi sadeleştirme anlayışına bağlı kalarak açık ve yalın bir dil kullanmıştır.
Şiirin dili herkesin anlayabileceği, halkın konuştuğu Türkçedir.
Şiirde “ey” seslenme edatından yararlanmış, betimleyici bir anlatım tutumu sergilemiştir.
Şair
Hakkında - Mehmet Emin Yurdakul
Hayatı
1869 yılında İstanbul Beşiktaş’ta
doğan Mehmet Emin’in babası balıkçı Salih Reis, annesi Emine Hanım’dır.
İlköğrenimine Sıbyan Mektebinde başladı. Üç yıl sonra Beşiktaş Askeri
Rüştiyesine girdi. Ardından Mülkiye Mektebinin idadi kısmına yazıldı, ancak
tasdikname alarak eğitim hayatını yarıda bırakmak zorunda kaldı.
1887’de Babıâli Sadaret
Dairesi Evrak Odasına aylıksız kâtip olarak atandı. 1890 yılında Müzeyyen
Hanım’la evlendi. 1897’de Türk- Yunan savaşı sırasında “Cenge Giderken” adlı
şiiri yazdı. Bu şiiri oldukça ses getirdi. Bu şiir Milli Edebiyat Hareketi ve
Yeni Lisan hareketinin habercisi oldu.
1899’da Hukuk Mektebine
başladı. Öğrenimini Amerika’da tamamlamak üzere okuldan ayrıldı. Bu hayali gerçekleşmeyince
Hukuk Mektebine geri dönmedi ve Babıâli’de kâtip olarak çalışmaya başladı. “Fazilet ve Asalet” adlı bir risale
yazarak Cevdet Paşa’ya sundu. Risale beğenilince Gümrük Bakanlığında çalışmak
üzere tayini çıktı.
Bu dönemde Cemaleddin
Afgani ile tanıştı ve onun yolundan yürümeye başladı. Ardında İttihat ve
Terakki Cemiyetine girdi. Yazdığı şiirler saray tarafından kuşkuyla
karşılandığı için 1907’de Erzurum’a rüsumat nazırlığına gönderilip İstanbul’dan
uzaklaştırıldı. Meşrutiyetin ilanından sonra aynı görevle bu defa Trabzon
Gümrük Nazırlığına gönderildi.
II. Meşrutiyet sonrası
13 Nisan 1909’da İstanbul’a çağrıldı, Bahriye Müsteşarlığına atandı. Bu görevi
istemeyince Hicaz valiliğine gönderildi. Bir yıl sonra Sivas Valiliğine
getirildi. Çalışmaları engellenince emekliye ayrılmak zorunda kaldı. 1910
yılında İstanbul’a döndü.
İstanbul’da Türkçü
aydınların kurduğu Türk Derneğinde çalışmalara başladı. Türk Yurdu Cemiyeti ile
Türk Ocağının kurucuları arasında yerini aldı, derneğe başkan oldu. Türk Yurdu
dergisinin sorumluluğunu üstlendi.
İttihat ve Terakki
Cemiyeti ile arası açıldı.1911 yılında Erzurum Valiliği göreviyle İstanbul’dan
uzaklaştırıldı. 1912 yılında Sivas Valiliğinden emekli oldu. Birinci Dünya
Savaşı başlarında Osmanlı Mebusan Meclisinde Musul mebusu (milletvekili) oldu.
1915’te “Tan Sesleri”
adlı kitabı yayınlandı. Edebiyat Heyeti içinde Çanakkale Cephesine gitti.
İstanbul’a dönünce Çanakkale kahramanlarına ithaf ettiği “Ordunun Destanı” adlı kitabı yayınlandı. 1919 yılında Türk
Fırkasını kurdu. İstanbul işgal edilince 1921’de Anadolu’ya geçti. Milli
Mücadele boyunca cephe gerisinden Antalya, Adana, İzmir yörelerini dolaşarak
halkın ve ordunun manevi gücünü arttırıcı konuşmalar yaptı.
Milli Mücadelenin
zaferle sonuçlanmasından sonra ikinci TBMM Şebinkarahisar milletvekili oldu. Üç
dönem Şebinkarahisar, birer dönem Urfa ve İstanbul milletvekilliği olmak üzere
beş dönem milletvekilliği yaptı. 14 Ocak 1944 yılında İstanbul’da hayata
gözlerini yumdu.
Edebi
Kişiliği
Şiir yazmaya
Servetifünun dergisinde başlayan Mehmet Emin, bütün şiirlerinde sade bir dil ve
hece ölçüsü kullandı. Konularını toplumsal sorunlarından ve sosyal yaşamından
aldı, epik (destansı) bir dille anlattı. Uyarıcı, öğretici şiirler yazdı.
Edebi kişiliğinin
oluşmasında ailesinin etkisi yanında yaşadığı dönemin sosyal ve siyasi
yapısının da etkisi vardı. Edebiyat alanındaki çalışmaları milliyetçilik
akımının geliştiği bir döneme rastladı. Bu nedenle yazdığı şiirler bir nevi
Milli Edebiyat akımının öncüsü ve habercisi oldu. Osmanlıcılık ve İslamcılık
akımlarına karşı Türkçülük akımını savunan, bu konudaki düşüncelerini dile getiren
öğretici şiirler yazdı.
Şiirde biçim yönünden
yenilikler yaptı. Geleneksel halk şiirinde sürekli kullanılan kalıpların yerine
15’li, 17’li, 19’lu kalıplar kullandı. Şiirlerini dörtlük geleneğinin dışına
çıkarak; üçer, altışar, sekizer dizelik bentler (kıtalar) halinde, bazı
şiirlerini de Batı’dan gelen “sone” nazım biçimiyle yazdı. Şiirlerinde
toplumsal ve ulusal temaları işledi. Halkın ve ülkenin gerçeğini, hürriyet ve bağımsızlık
istemini yansıttı. Şiirlerinin en belirgin özelliği umut, coşku ve cesaret
duygularını açığa çıkarmasıdır.
Eserleri
Türkçe Şiirler (1899-1918)
Türk Sazı (1914)
Ey Türk Uyan (1914)
Tan Sesleri (1915)
Ordunun Destanı (1915)
Dicle Önünde (1916)
Hastabakıcı Hanımlar (1917)
Turana Doğru (1918)
Zafer Yolunda (1918)
İsyan ve Dua (1918)
Aydın Kızları (1919)
Mustafa Kemal (1928, şiir ve düzyazı)
Ankara (1939)
Düzyazı
Fazilet ve Asalet (1890)
Türkün Hukuku (1919)
Kral Corc’a (1923)
Dante’ye (1928)
Genel Değerlendirme
Mehmet Emin'in bütün şiirlerinde yaşadığı dönemin sosyal ve siyasi yapısının etkileri açıkça görülmektedir. Yazdığı şiirlerle halkın hürriyet ve bağımsızlık istemlerini yansıtan şair, bu şiirinde okuyanda umut, coşku ve cesaret duygularını uyandıran epik bir anlatım kullanmıştır.
