Bayrak Şiiri İncelemesi


Bayrak

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın

Mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…

Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;

Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum,
Senin altında öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yeryüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!
                     Arif Nihat Asya

Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi

Şiirin nazım birimi: Şiir 6 kıtadan (5 dörtlük, 1 beşlik) oluşuyor.

Şiirin ölçüsü: Şiir serbest ölçüyle yazılmıştır.

Şiirdeki Ahenk Unsurları

Uyak ve redifler

1. kıta

-----süsü,

----- örtüsü          “ü” redif, “üs” tam uyak

----- bayrağım

----- yazacağım    “ım” redif, “ağ” tam uyak

2.kıta

-----bakmayanın

----- kuşun           “n” yarım uyak

----- kazacağım

----- bozacağım    “acağım” redif, “z” yarım uyak

3.kıta

-----keder

----- ver
----- günler (dize içinde)
-----yeter     “er” tam uyak

4. kıta

-----götürdüğü gün

-----düştüğümüz gün    “gün” redif

----- ısındık            

----- sığındık     “dık” redif, “ın” tam uyak

5.kıta

-----dalgalı

----- kartalı    “alı” zengin uyak

----- çiçeğim

----- doğdum
----- öleceğim   “m” yarım uyak

6.kıta

-----her şeyim

-----dikeyim    “eyim” zengin uyak

-----beğen

-----istersen    “en” tam uyak

Şiirdeki Diğer Ahenk Unsurları

Şiirde ahenk bazı ses tekrarları (aliterasyon) “ tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim”; kelime tekrarları “ışık ışık, dalga dalga”; belli bir düzeni olmayan redif ve uyaklarla sağlanmıştır.

Şiirin İçerik Yönünden İncelenmesi

Açıklama – Yorum

Şiirde kelimeler ve dizeler genellikle temel anlamlarında kullanılmıştır. Şiirde bulunan nesnelerin gerçek varlıklarıyla birlikte çağrıştırdıkları anlam ve duygular da vardır. Şair, açık bir anlatımla derinlik arasında denge kurabilmeyi başarmıştır.

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Bayrak, bir milletin maddi ve manevi değerler bütününün simgesidir. İlk kıtada şair bu değerlere vurgu yapıyor.

Gelinlik beyazdır, saflığı ve temizliği simgeler. Beline bağlanan kırmızı kuşak da bağlılığın simgesidir. Tıpkı bayrağımız gibi kırmızı ve beyazı bir arada barındırır.

Şehitlerimiz de bayrağa sarılır, çünkü onlar vatanları ve milli değerleri için canlarını vermişlerdir. Onlar bu topraklarda yattıkça bayrağımız da masmavi gökyüzünde ışıl ışıl dalgalanacaktır.

Bir bayrak gökyüzünde dalgalandıkça o millet özgür ve bağımsız yaşamaya devam eder. Bayrağımız için nice destanlar yazılmış, daha niceleri yazılacaktır.

Sana benim gözümle bakmayanın

Mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Şair, bu kıtada bayrağa ne kadar değer verdiğini vurguluyor. Burada amaç mezar kazmak ya da kuşların yuvasını bozmak değildir. Bu sözler mecazi anlamda kullanılmıştır. Şair, bayrağın kendisi için ne kadar değerli olduğunu belirtiyor. Bir milletin bütün değerlerini simgeleyen bayrağa saygı gösterilmesini istiyor. Çünkü bayrağa yapılan saygısızlık, tarihe ve tüm millete yapılan bir saygısızlıktır.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…

Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Kuşkusuz herkes ölümden ve karanlıktan korkar. Savaşın getirdiği yıkımlar, açlık, hastalık ve zorluklarla baş etmenin bir yolu da manevi değerlere sarılmaktır. Bayrak da manevi değerlerin bir simgesi olduğuna göre gölgesinde sığınılacak tek yerdir. Türk milleti, bağımsızlığın kazanılmasında önüne çıkan tüm engelleri bayrağından aldığı güçle yıkmasını bilmiştir.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün

Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.

Şair, bizi savaş yıllarına götürüyor. Kendini cephede savaşan askerlerin yerine koyuyor. Askerlerimiz çok zor koşullarda, karlı dağlardan kızgın çöllere kadar her koşulda, pek çok cephede savaşmıştır. Türk milletinin girdiği her savaştan zaferle çıkması bayrağından aldığı güç sayesinde olmuştur.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;

Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum,
Senin altında öleceğim.

Şair, bayrağa baktıkça Türk milletini görüyor. Türk milletini, barışta güvercine, savaşta kartala benzetiyor. Şair, bu kıtada bayrağa seslenmesine rağmen asıl kastettiği Türk milletidir. Bu dizelerde vurgulanan; savaşta ve barışta Türk milletinin karakteristik özellikleridir.

Şair, bayrağa olan hayranlığını yüksek yerlerde açan çiçeğe benzeterek belirtiyor. Ona olan bağlılığını ise “senin altında doğdum, senin altında öleceğim” dizeleriyle dile getiriyor.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:

Yeryüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!

Şair, bayrağımızın değerini açık ve net bir biçimde dile getiriyor. Bayrak bir millet için tarih, şeref, hürriyet gibi tüm milli değerlerin simgesidir. Şair, “şiirim” sözüyle şiire olan sevgisiyle bayrağa olan sevgisini birleştiriyor. “Her şeyim” sözüyle de bu sevgiyi doruk noktasına ulaştırıyor.

Son dizelerde ise Türklerin tarihine ve cihangirane yapısına vurgu yaparak bayrağımıza tüm dünyanın saygı göstermesi istiyor.

Şiirin teması: Bayrak sevgisi

Dil ve Anlatım

Şiirin dili sade, açık, yalın ve akıcıdır. Anlatım ise coşkulu duygularla yüklüdür. Şiirin tamamına milli ve manevi duyguları ön plana çıkaran destansı bir söyleyiş hâkimdir.

Şair Hakkında - Arif Nihat Asya

Hayatı

Arif Nihat Asya, 7 Şubat 1904 İstanbul Çatalca’da doğdu. Babası Tokatlı Ziver Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Arif, daha bir aylıkken babasını kaybetti. Dört yaşına bastığında annesi, ikinci evliliğini yaptı. Dedesi onu annesinin yanına vermeyi reddetti. Arif, dedesinin yanında büyümeye başladı. Henüz altı yaşındayken ninesini de kaybetti. Dedesiyle birlikte halasının yanına yerleştiler.

İlköğrenimine Çatalca İnceğiz köyünde başladı. Balkan Savaşı sırasında evlerini bırakıp at ve öküz arabalarıyla Çatalca’dan İstanbul’a göçtüler. Arif, bu sıralarda önce Nuriye ablasını koleradan, ardından Şadiye ablasını veremden kaybetti.

Birinci Dünya Savaşı çıkınca halasının kocası Mehmet Fevzi cepheye gitti. Bu olay sonrasında ekonomik olarak çok zor şartlarda yaşamaya başladılar. Buna rağmen halası onu Haseki Mahalle Mektebi’ne yazdırdı. Bu sıralarda dedesi İbrahim Tevfik Efendi’yi de kaybetti.

Halası onu ilkokuldan sonra Gülşen-i Maarif Rüştiyesi’ne yazdırdı. Halanın kocası savaştan dönmeyince ekonomik zorluklar daha da arttı. Arif’i öğretmenlerinin aracılığıyla Bolu’da yatılı okula verdiler. Devletin imkânlarıyla 11 yıl yatılı okudu.

İstanbul Üniversitesi Yüksek Öğretmen Okulu’nu bitirdi. İlk şiir kitabı “Heykeltıraş”ı öğrencilik yıllarında çıkardı. Milli mücadele döneminde Ankara’daydı. Bu dönem onun Türklük ve vatan aşkıyla şiirler kaleme aldığı dönemidir.

1927 yılında Hatice Semiha Arın’la evlendi. 13 yıl süren evliliğinden Reha Uğur ve Kemal Koray dünyaya geldi.

Edebiyat öğretmeni olduktan sonra ilk olarak Adana Lisesi ve Adana Öğretmen Okulu’nda öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. Adana’daki öğretmenliği 14 yıl sürdü. İkinci evliliğini öğretmen Server Hanım’la Adana’da yaptı. Bu evlilikten Fırat ve Murat adlı çocukları dünyaya geldi.

Adana’da öğretmenlik yaptığı sırada “Bayrak Şairi” unvanını aldı. Bunun nedeni; 1939 yılında Adana’nın kurtuluş günü olan 5 Ocak’ta “Bayrak” şiirini yazması ve bu şiirin öğrencileri tarafından okunarak yurt çapında tanınmasıdır.

1942 yılında Adana’dan tayini çıkan Arif Nihat Asya, önce Malatya’ya ardından 1948 yılında Edirne’ye gitti.

1950 yılında siyasete atılan şair, Seyhan (Adana) bölgesinden milletvekili seçildi.1954 yılında milletvekilliği sona erince Eskişehir’de öğretmenliğe başladı. 1959-1961 yılları arasında Kıbrıs’ta öğretmenliğe devam etti. 1961 yılında Ankara’ya geldi. 1962’de emekliye ayrıldı.

Emekli olduktan sonra “Yeni İstanbul Babıâli”de ve “Sabah”ta makaleler yazdı.

Bayrak şiirini yazdığı 5 Ocak günü, 1975 yılında hayata gözlerini yumdu. Vasiyeti üzerine mehter marşı eşliğinde toprağa verildi.

Edebi Kişiliği

Şiir yazmaya başladıktan sonra şiirleri  “Hayat”, “Çağlayan”, “Türk Yurdu”, “Hisar”, “Defne”, “Türk Sanatı” gibi dergilerde yayınlandı. Kendisi de “Görüşler” ve “Başak” adlı dergileri çıkardı. Fıkra ve vecize denemeleri ise “Türkü”, “Demokrat”, “Yeni İstanbul” ve “Memleket” gazetelerinde yayınlandı.

Şiirlerinde görülen Tasavvuf etkisi Mevlevihane ile olan ilişkisinden kaynaklanır. “Kubbe-i Hadra” adlı kitabındaki şiirler Mevleviliğin etkisiyle yazılmıştır. Son şiirlerinde de bu etki görülmektedir.

Şiirlerini hem aruz, hem hece, hem de serbest ölçüyle yazmıştır. Geleneksel şiire olan eğilimine rağmen daima yenileşme çabası içinde olan bir şairdir.

Çeşitli nazım biçimlerinde şiir yazmış, şiirin her alanında kendini göstermiştir. Değişik benzetmeler, şakacı, mizahi nükteler, taşlamalar, kelime oyunları ve hicivlerle; rubailer, gazeller, serbest ölçülü şiirler yazmış, çok yönlü bir şairdir. Özellikle rubai türüne büyük önem vermiş, rubailerden oluşan beş ayrı kitap yayınlamıştır.

Milliyetçilik duygularının hâkim olduğu şiirleriyle dikkat çeken şair, yurdun güzelliklerini, doğasını anlatan, Türkçülüğü yücelten şiirleriyle tanınmıştır.

Eserleri

Şiir
Heykeltıraş (1924)
Yastığımın Rüyası
Ayetler (1936)
Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor (1946)
Kubbe-i Hadra (Mevlana üzerine, 1956)
Kökler ve Dallar (1964)
Emzikler (1964)
Dualar ve Âminler (1967)
Aynalarda Kalan (1969)
Bütün Eserleri (1975-1977)
Rubaiyyat-ı Arif (1956)
Kıbrıs Rubaileri (1964-1967)
Nisan (1964)
Kova Burcu (1967)
Avrupa’dan Rubailer (1969)
Şiirler (Ahmet Kabaklı’nın derlemesi, 1971)
Düzyazı
Kanatlar ve Gagalar (özdeyişler, 1946)
Enikli Kapı (makaleler, 1964)

Genel Değerlendirme

Bayrak şiiri, bayrağımıza bir övgü niteliğindedir. Bayrağımızın kutsallığını ve bizim için ifade ettiklerini coşkulu bir üslupla ortaya koyuyor.

Şiirdeki bazı dizeler, yeni kurulmuş bir cumhuriyetin coşkusunu, yeni rejimin dinamiklerini taşıdığı için, yazıldığı döneme göre algılanmalı ve ona göre yorumlanmalıdır.

Bayrak şiiri, “bayrak” üzerine yazılmış en coşkulu ve en etkileyici şiirlerin başında gelir.

EN ÇOK OKUNAN YAYINLAR

Kaldırımlar Şiiri İncelemesi

Sanat Şiiri İncelemesi

Otuz Beş Yaş Şiiri İncelemesi

Ben Sana Mecburum Şiiri İncelemesi

Çoban Çeşmesi Şiiri İncelemesi