Bayrak Şiiri İncelemesi
Sana benim gözümle bakmayanın
Dalgalandığın yerde ne korku, ne
keder…
Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda
dalgalı;
Şiirin
Biçim Yönünden İncelenmesi
Şiirin
nazım birimi: Şiir 6 kıtadan (5 dörtlük, 1 beşlik)
oluşuyor.
Şiirin
ölçüsü: Şiir serbest ölçüyle yazılmıştır.
Şiirdeki Ahenk
Unsurları
Uyak ve redifler
1.
kıta
-----süsü,
----- bayrağım
2.kıta
-----bakmayanın
----- kazacağım
3.kıta
-----keder
4.
kıta
-----götürdüğü gün
----- ısındık
5.kıta
-----dalgalı
----- çiçeğim
6.kıta
-----her şeyim
-----beğen
Şiirdeki Diğer Ahenk Unsurları
Şiirde ahenk bazı ses
tekrarları (aliterasyon) “ tarihim,
şerefim, şiirim, her şeyim”; kelime tekrarları “ışık ışık, dalga dalga”; belli bir
düzeni olmayan redif ve uyaklarla sağlanmıştır.
Şiirin İçerik Yönünden İncelenmesi
Açıklama – Yorum
Şiirde kelimeler ve
dizeler genellikle temel anlamlarında kullanılmıştır. Şiirde bulunan nesnelerin
gerçek varlıklarıyla birlikte çağrıştırdıkları anlam ve duygular da vardır.
Şair, açık bir anlatımla derinlik arasında denge kurabilmeyi başarmıştır.
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl
süsü,
Bayrak, bir milletin
maddi ve manevi değerler bütününün simgesidir. İlk kıtada şair bu değerlere
vurgu yapıyor.
Gelinlik beyazdır,
saflığı ve temizliği simgeler. Beline bağlanan kırmızı kuşak da bağlılığın
simgesidir. Tıpkı bayrağımız gibi kırmızı ve beyazı bir arada barındırır.
Şehitlerimiz de bayrağa
sarılır, çünkü onlar vatanları ve milli değerleri için canlarını vermişlerdir. Onlar
bu topraklarda yattıkça bayrağımız da masmavi gökyüzünde ışıl ışıl
dalgalanacaktır.
Bir bayrak gökyüzünde
dalgalandıkça o millet özgür ve bağımsız yaşamaya devam eder. Bayrağımız için
nice destanlar yazılmış, daha niceleri yazılacaktır.
Sana benim gözümle bakmayanın
Şair, bu kıtada bayrağa
ne kadar değer verdiğini vurguluyor. Burada amaç mezar kazmak ya da kuşların
yuvasını bozmak değildir. Bu sözler mecazi anlamda kullanılmıştır. Şair, bayrağın
kendisi için ne kadar değerli olduğunu belirtiyor. Bir milletin bütün
değerlerini simgeleyen bayrağa saygı gösterilmesini istiyor. Çünkü bayrağa
yapılan saygısızlık, tarihe ve tüm millete yapılan bir saygısızlıktır.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne
keder…
Kuşkusuz herkes ölümden
ve karanlıktan korkar. Savaşın getirdiği yıkımlar, açlık, hastalık ve
zorluklarla baş etmenin bir yolu da manevi değerlere sarılmaktır. Bayrak da
manevi değerlerin bir simgesi olduğuna göre gölgesinde sığınılacak tek yerdir.
Türk milleti, bağımsızlığın kazanılmasında önüne çıkan tüm engelleri
bayrağından aldığı güçle yıkmasını bilmiştir.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü
gün
Şair, bizi savaş
yıllarına götürüyor. Kendini cephede savaşan askerlerin yerine koyuyor.
Askerlerimiz çok zor koşullarda, karlı dağlardan kızgın çöllere kadar her
koşulda, pek çok cephede savaşmıştır. Türk milletinin girdiği her savaştan
zaferle çıkması bayrağından aldığı güç sayesinde olmuştur.
Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda
dalgalı;
Şair, bayrağa baktıkça
Türk milletini görüyor. Türk milletini, barışta güvercine, savaşta kartala
benzetiyor. Şair, bu kıtada bayrağa seslenmesine rağmen asıl kastettiği Türk
milletidir. Bu dizelerde vurgulanan; savaşta ve barışta Türk milletinin
karakteristik özellikleridir.
Şair, bayrağa olan
hayranlığını yüksek yerlerde açan çiçeğe benzeterek belirtiyor. Ona olan
bağlılığını ise “senin altında doğdum, senin altında öleceğim” dizeleriyle dile
getiriyor.
Tarihim, şerefim, şiirim, her
şeyim:
Şair, bayrağımızın
değerini açık ve net bir biçimde dile getiriyor. Bayrak bir millet için tarih,
şeref, hürriyet gibi tüm milli değerlerin simgesidir. Şair, “şiirim” sözüyle
şiire olan sevgisiyle bayrağa olan sevgisini birleştiriyor. “Her şeyim” sözüyle
de bu sevgiyi doruk noktasına ulaştırıyor.
Son dizelerde ise
Türklerin tarihine ve cihangirane yapısına vurgu yaparak bayrağımıza tüm dünyanın
saygı göstermesi istiyor.
Şiirin teması: Bayrak sevgisi
Dil ve Anlatım
Şiirin dili sade, açık, yalın ve akıcıdır. Anlatım ise coşkulu duygularla yüklüdür. Şiirin tamamına milli ve manevi duyguları ön plana çıkaran destansı bir söyleyiş hâkimdir.
Şair
Hakkında - Arif Nihat Asya
Hayatı
Arif Nihat Asya, 7
Şubat 1904 İstanbul Çatalca’da doğdu. Babası Tokatlı Ziver Efendi, annesi Fatma
Hanım’dır. Arif, daha bir aylıkken babasını kaybetti. Dört yaşına bastığında
annesi, ikinci evliliğini yaptı. Dedesi onu annesinin yanına vermeyi reddetti.
Arif, dedesinin yanında büyümeye başladı. Henüz altı yaşındayken ninesini de
kaybetti. Dedesiyle birlikte halasının yanına yerleştiler.
İlköğrenimine Çatalca
İnceğiz köyünde başladı. Balkan Savaşı sırasında evlerini bırakıp at ve öküz
arabalarıyla Çatalca’dan İstanbul’a göçtüler. Arif, bu sıralarda önce Nuriye
ablasını koleradan, ardından Şadiye ablasını veremden kaybetti.
Birinci Dünya Savaşı
çıkınca halasının kocası Mehmet Fevzi cepheye gitti. Bu olay sonrasında
ekonomik olarak çok zor şartlarda yaşamaya başladılar. Buna rağmen halası onu
Haseki Mahalle Mektebi’ne yazdırdı. Bu sıralarda dedesi İbrahim Tevfik Efendi’yi
de kaybetti.
Halası onu ilkokuldan
sonra Gülşen-i Maarif Rüştiyesi’ne yazdırdı. Halanın kocası savaştan dönmeyince
ekonomik zorluklar daha da arttı. Arif’i öğretmenlerinin aracılığıyla Bolu’da
yatılı okula verdiler. Devletin imkânlarıyla 11 yıl yatılı okudu.
İstanbul Üniversitesi Yüksek
Öğretmen Okulu’nu bitirdi. İlk şiir kitabı “Heykeltıraş”ı
öğrencilik yıllarında çıkardı. Milli mücadele döneminde Ankara’daydı. Bu dönem
onun Türklük ve vatan aşkıyla şiirler kaleme aldığı dönemidir.
1927 yılında Hatice
Semiha Arın’la evlendi. 13 yıl süren evliliğinden Reha Uğur ve Kemal Koray
dünyaya geldi.
Edebiyat öğretmeni
olduktan sonra ilk olarak Adana Lisesi ve Adana Öğretmen Okulu’nda öğretmenlik
ve yöneticilik yaptı. Adana’daki öğretmenliği 14 yıl sürdü. İkinci evliliğini
öğretmen Server Hanım’la Adana’da yaptı. Bu evlilikten Fırat ve Murat adlı
çocukları dünyaya geldi.
Adana’da öğretmenlik
yaptığı sırada “Bayrak Şairi” unvanını aldı. Bunun nedeni; 1939 yılında
Adana’nın kurtuluş günü olan 5 Ocak’ta “Bayrak”
şiirini yazması ve bu şiirin öğrencileri tarafından okunarak yurt çapında
tanınmasıdır.
1942 yılında Adana’dan
tayini çıkan Arif Nihat Asya, önce Malatya’ya ardından 1948 yılında Edirne’ye
gitti.
1950 yılında siyasete
atılan şair, Seyhan (Adana) bölgesinden milletvekili seçildi.1954 yılında
milletvekilliği sona erince Eskişehir’de öğretmenliğe başladı. 1959-1961
yılları arasında Kıbrıs’ta öğretmenliğe devam etti. 1961 yılında Ankara’ya
geldi. 1962’de emekliye ayrıldı.
Emekli olduktan sonra
“Yeni İstanbul Babıâli”de ve “Sabah”ta makaleler yazdı.
Bayrak şiirini yazdığı
5 Ocak günü, 1975 yılında hayata gözlerini yumdu. Vasiyeti üzerine mehter marşı
eşliğinde toprağa verildi.
Edebi
Kişiliği
Şiir yazmaya
başladıktan sonra şiirleri “Hayat”,
“Çağlayan”, “Türk Yurdu”, “Hisar”, “Defne”, “Türk Sanatı” gibi dergilerde
yayınlandı. Kendisi de “Görüşler” ve “Başak” adlı dergileri çıkardı. Fıkra ve
vecize denemeleri ise “Türkü”, “Demokrat”, “Yeni İstanbul” ve “Memleket”
gazetelerinde yayınlandı.
Şiirlerinde görülen Tasavvuf
etkisi Mevlevihane ile olan ilişkisinden kaynaklanır. “Kubbe-i Hadra” adlı kitabındaki şiirler Mevleviliğin etkisiyle
yazılmıştır. Son şiirlerinde de bu etki görülmektedir.
Şiirlerini hem aruz,
hem hece, hem de serbest ölçüyle yazmıştır. Geleneksel şiire olan eğilimine
rağmen daima yenileşme çabası içinde olan bir şairdir.
Çeşitli nazım
biçimlerinde şiir yazmış, şiirin her alanında kendini göstermiştir. Değişik
benzetmeler, şakacı, mizahi nükteler, taşlamalar, kelime oyunları ve
hicivlerle; rubailer, gazeller, serbest ölçülü şiirler yazmış, çok yönlü bir
şairdir. Özellikle rubai türüne büyük önem vermiş, rubailerden oluşan beş ayrı
kitap yayınlamıştır.
Milliyetçilik
duygularının hâkim olduğu şiirleriyle dikkat çeken şair, yurdun güzelliklerini,
doğasını anlatan, Türkçülüğü yücelten şiirleriyle tanınmıştır.
Eserleri
Heykeltıraş (1924)
Yastığımın Rüyası
Ayetler (1936)
Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor (1946)
Kubbe-i Hadra (Mevlana üzerine, 1956)
Kökler ve Dallar (1964)
Emzikler (1964)
Dualar ve Âminler (1967)
Aynalarda Kalan (1969)
Bütün Eserleri (1975-1977)
Rubaiyyat-ı Arif (1956)
Kıbrıs Rubaileri (1964-1967)
Nisan (1964)
Kova Burcu (1967)
Avrupa’dan Rubailer (1969)
Şiirler (Ahmet Kabaklı’nın derlemesi, 1971)
Düzyazı
Kanatlar ve Gagalar (özdeyişler, 1946)
Enikli Kapı (makaleler, 1964)
Genel Değerlendirme
Bayrak şiiri,
bayrağımıza bir övgü niteliğindedir. Bayrağımızın kutsallığını ve bizim için
ifade ettiklerini coşkulu bir üslupla ortaya koyuyor.
Şiirdeki bazı dizeler, yeni
kurulmuş bir cumhuriyetin coşkusunu, yeni rejimin dinamiklerini taşıdığı için,
yazıldığı döneme göre algılanmalı ve ona göre yorumlanmalıdır.
Bayrak şiiri, “bayrak” üzerine yazılmış en coşkulu ve en etkileyici şiirlerin başında gelir.
