Sivas Yollarında Şiiri İncelemesi
Sivas Yollarında
Cahit Külebi
Şiirin Biçim
Yönünden İncelenmesi
Şiir,
serbest nazım tekniğiyle yazılmıştır.
Şiirde
serbest ölçü ve serbest uyak düzeni kullanılmıştır.
Şiirde
ahenk, ses ve kelime tekrarlarıyla sağlanmış, geleneksel ölçü ve uyak
anlayışının dışına çıkılmıştır.
Bazı
kelimelerin (katar katar, ağır ağır) ve
bazı dizelerin (Sivas yollarında geceleri
/ Ağır ağır kağnılar gider) tekrarıyla şiirde, hem ahenk hem de anlam
yönünden bütünlük sağlanmıştır.
Şiir;
üç bent, on dokuz dizeden oluşmaktadır.
Şiirin içerik
yönünden incelenmesi
Açıklama – yorum
Şiirlerinde
genellikle yurt sorunlarını dile getiren şair, bu şiirinde Sivas yollarını
anlatırken asıl anlatmak istediği Anadolu’nun yoksulluğu, geri kalmışlığı, insanlarının
çektiği dert ve sıkıntılardır.
Şiire
giriş “gece” ile başlar. O dönemin ulaşım araçlarından biri olan kağnılar
ortama uygun bir biçimde ağır ağır gider. Köylüler suskundur. Bazı
ihtiyaçlarını karşılamak için yollara düşmüş, çetin coğrafi şartlarda
mücadelelerini sürdürme gayreti içersine girmişlerdir. Belki odun, belki tuz,
belki de hasta taşımaktadırlar. Taşınan şeyler özenle seçilmiştir. Bunlar
acıyı, yoksulluğu ve geri kalmışlığı simgelemektedir.
Halkın
dertlerinden uzak refah içinde yaşayan şairlerin anlattığı yıldızlarla dolu
romantik gökyüzü buralardan çok uzaktadır. Gökyüzü karanlık, şartlar ağırdır.
Rüzgâr sert eser, adeta bıçak gibi keser.
Arada
bir kamyonlar geçer. Kamyonlar gelişen teknolojinin simgesidir. Arabaların
dağılması ve şoförlerin sövmesi; geri kalmışlıkla teknolojinin uyumsuzluğunun
bir göstergesidir.
Şiirin teması: Anadolu’nun
geri kalmışlığı ve Anadolu insanıdır.
Dil ve Anlatım
Şiir
açık, yalın ve akıcı bir dille yazılmıştır. Şiirin lirik bir anlatımı olmakla
birlikte bazı dizelerde düşünce ağır basar.
Şair,
dizeleriyle adeta bir tablo çizmektedir. Duygularını anlatırken hem
tasvirlerden hem de kelime tekrarlarından yararlanır. Bunu yaparken de yaşayan
Türkçeyi kullanır.
Şiir,
serbest nazım tekniğiyle yazıldığı için dizelerde durak da bulunmaz. Anlam
yönünden bazı dizelerin bölündüğü görülür.
Şiirdeki
kelime ve dize tekrarları hem ahenk hem de anlam yönünden bir bütünlük
oluşturmaktadır.
Şiirin türü:“lirik şiir”dir.
Şiirdeki Söz Sanatları
“Odun mu, tuz mu, hasta mı götürürler?” dizesinde istifham (soru sorma) ve tecahül-i arif (bildiği halde bilmezlikten gelme) sanatları var.
“Bir rüzgâr eser
ki, bıçak gibi”
dizesinde “teşbih (benzetme)” sanatı var.
Şair
Hakkında - Cahit Külebi
Hayatı
Cahit Külebi, 10 Ocak 1917’de Tokat’ın Zile
ilçesinin Çeltek köyünde dünyaya geldi. Babası Necati Bey, annesi Feride
Hanım’dır. İlköğrenimine küçük yaşta Zile’deki Mahalle Mektebinde başladı. Daha
sonra Zile’nin en modern okulu olan Nümune-i Terakki’ye veridi. Bu iki okuldan
da hoşnut olmayan Cahit, Dutlupınar İlkokuluna gönderildi. Babasının tayini Niksar’a
çıkınca ilköğrenimine burada devam ederek tamamladı. Ortaöğrenimine Sivas Erkek
Lisesinde yatılı olarak devam etti. Yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi
Edebiyat Fakültesinde tamamladı. 1940 yılında mezun olan Cahit aynı yıl yedek
subay olarak askere gitti. Dönünce aynı okuldan tanıdığı Süheyla hanımla
evlendi. Bu evlilikten iki çocuğu oldu.
Edebiyat öğretmenliğine Antalya Lisesinde başlayan
Cahit Külebi, çeşitli okullarda edebiyat öğretmenliği yaptı. 1956 yılında Milli
eğitim Bakanlığına müfettiş olarak atanan Külebi, başmüfettişliğe ve müsteşar
yardımcılığına kadar yükseldi. Kısa süre de olsa Amerika ve İsviçre’de görev
yapan Külebi, 30 yıllık bir çalışmanın ardından çalışma hayatını sonlandırdı.
Asıl adı Mahmut
Cahit olan Cahit Külebi, şiirlerinde Nazmi
Cahit adını kullandı. Soyadı kanunu çıkınca şair, Erzurum’da sülalesine
verilen “Gullebiler” lakabından hareketle
“Külebi” ismini soyadı olarak tescil
ettirdi. Edebiyat dünyası onu Cahit
Külebi olarak tanıdı.
Cahit Külebi, Türk Dil Kurumu üyeliği ve Türk Dili
dergisini yazı kurulunda yer aldı. Emekli olduktan sonra bu kurumda aktif
olarak Yönetim Kurulu üyeliği, Yayım Kolu Başkanlığı ve TDK Genel Sekreterliği
görevlerinde bulundu.
Cahit Külebi, 1991’de küçük oğlu Ahmet’i, 1993’te
eşi Süheyla hanımı kaybetti. 20 Haziran 1997’de böbrek yetmezliği nedeniyle
hayata gözlerini yuman Külebi, Cebeci Asri Mezarlığına defnedildi.
Edebi
kişiliği
Cahit Külebi, ilk şiirini Sivas Lisesinin çıkardığı Toplantı adlı dergide Mahmut Cahit adıyla yayınladı. Daha
sonra Sivas Erkek Lisesinde Yücel dergisinde
şiir yazmaya devam etti. Yüksek öğrenim için gittiği İstanbul’da kaleme aldığı
şiirleriyle sesini daha güçlü bir şekilde duyurdu. Varlık, Sokak, İnsan, Yaratış, Türk Dili, Kültür Dünyası, Söz ve Hisar gibi
dergilerde şiirleri yayınlandı.
Cahit Külebi, 1940-1950 yıllarını kapsayan yeni şiir
akımında kendine özel bir yer edindi. Aydın bir saz şairi içtenliği ve
rahatlığıyla ve her zaman temiz bir dille şiirlerini yazdı. Böylece dönemin en
sevilen şairleri arasında yerini almayı başardı.
İlk şiir kitabını 1946’da “Adamın Biri” adıyla İstanbul’da yayınladı. Bu kitaptan itibaren
yayınladığı bütün kitaplarında bazen çocuksu bir saflıkla, bazen haksızlığa
uğramışlığın öfkesiyle, zaman zaman ince bir alayla, ancak her zaman toplumsal
bir duyarlılıkla şiirler yazdı. Bireysel gibi görünen şiirlerinde bile toplumun
yaşadığı acılardan süzülmüş duygulara yer verdi. Bu kitabını 1949’da
yayınladığı “Rüzgâr” adlı kitap takip
etti.1952’de yazdığı “Atatürk Kurtuluş
Savaşında” isimli kitabına ismini veren şiiri, Nevid Kodallı tarafından “Atatürk
Oratoryosu” olarak bestelendi.1954’te “Yeşeren
Otlar” adlı kitabını yayınladı. Kitap TDK ödülüne layık görüldü.
Cahit Külebi, bu tarihten sonra yaklaşık on yıl
şiirden uzak kaldı. Bu sürenin yarıya yakınını yurt dışında geçiren şair,
1965’te “Süt” adlı eserini yayınladı.
1968’da önceki kitaplarında bulunan bazı şiirlerinin de yer aldığı “Şiirler” adlı kitabını yayınladı.
1973’te “Türk Mavisi” Almanca ve
İngilizceye çevrilerek yayınlandı.1977’de “Sıkıntı
ve Umut” adlı kitabını yayınladı. 1982’de “Bütün Şiirleri” adlı kitabını okuyucularla buluşturdu.
Şiirlerinde; sevgi,
güzellik, yaşama sevinci, gurbet, yalnızlık, yaşlanma duygusu, ölüm, doğa,
sanat gibi bireysel temaların yanında, memleket,
insan ve tarih, insan ve sorunları, yozlaşma gibi sosyal temaları işledi.
Şiirde ahenge çok önem veren şair, ölçü ve uyakların
sağladığı sesi şiirinin ayrılmaz bir parçası olarak gördü. Şiirlerindeki içten
ve coşkulu anlatım, ayrıntıya düşmeden söyleme, dili zorlamadan kolayca
kullanma gibi özellikler, onu aynı zamanda Türk şiirinin önemli bir şairi
yaptı.
Cahit Külebi, Türk edebiyatının Anadolu’dan yükselen
sesi, yeni şiir anlayışının önemli bir ismi oldu. Cumhuriyetin ruhuna uygun,
memleket gerçeklerini anlatan, halkın konuştuğu dili benimseyen, yaşadığı
hayatı bütün yönleriyle, coşkulu bir dille anlatmayı esas alan lirik şiirler
yazdı.
Eserleri
Adamın Biri (1946)
Rüzgâr (1949)
Atatürk Kurtuluş Savaşında (1952)
Yeşeren Otlar (1954)
Süt (1965)
Şiirler (1969)
Türk Mavisi (1973)
Sıkıntı ve Umut (1977)
Yangın (1980)
Bütün Şiirler (1982 / 1997)
Güz Türküleri (1991)
Zerdali Ağacı (1990)
Güzel Yurdum (1996)
Anı
İçi Sevda Dolu Yolculuk (1986)
Düzyazı
Şiir Her Zaman (1985)
Genel Yargı
Cahit
Külebe’nin yazmış olduğu Sivas Yollarında
şiiri Anadolu gerçeğini ve Anadolu insanını yalın bir dille anlatan, bir dönemi
tüm gerçekliğiyle gözler önüne seren bir şiirdir. Şairin Anadolu’ya bakış açısı,
onu bizzat görmüş ve oralarda yaşamış olmasına dayanır.
Şiirde,
Anadolu’nun ve Anadolu insanının ihmal edilmiş olması, bazı sanatçıların
Anadolu’ya sırt çevrilmesi eleştirel bir tarzda anlatmıştır.
Şair,
Anadolu gerçeğini lirik bir dille ele almış ve işlemiştir. Şiire gözlem ve
duygular hâkimdir.
Şair,
Anadolu’nun geri kalmışlığı yanında gelişen teknolojiye de dikkat çekmiştir.
Şiirde yalnız Anadolu insanının kötü kaderi değil, onun bütün ruhu, adeta özü
vardır.
Şiirde
konu bütünlüğü ustalıkla sağlanmıştır. Genellikle tasvirlerden oluşan şiirde
hem realist hem duygusal özellikler bir arada bulunmaktadır.
