Hasta Hikâye İncelemesi
Hikâye Hakkında
Memduh
Şevket Esendal’ın yazmış olduğu “Hasta”
adlı hikaye, yazarın “Mendil Altında”
adlı kitabında yer almaktadır. Yirmi beş hikâyeden oluşan kitap, 1946 yılında “Hikâyeler – İkinci Kitap”, 1958 yılından
itibaren “Mendil Altında” adıyla
yayınlanmıştır.
Hikâyenin Özeti
Maliye
Veznesi’nden Tevfik Efendi, banka önünde vezne arabasından inerken ayak
bileğini incitir. Bunun üzerine evde hasta yatmaya başlar evdeki herkes ona bu
durumundan dolayı sevgi ve ilgi göstermeye başlar.
“İki gündür evde
yaşayış değişmiş, herkesten sıcak bir sevgi görüyor. Karısı sanki o eski karısı
değil, tanıdıkları eski tanıdıkları değil. Hepsi değişmişler, hepsinde, yalan
da olsa tatlı bir sokulganlık, bir yaltaklık var. İki gündür tavuk suyuna çorba
pişiyor, ıhlamur kaynatılıyor, ayağını sedef yağı ile ovup üstüne sıcak tülbent
koyuyorlar.”
Tevfik
Efendi’nin keyfi yerindedir ve ziyarete gelenlere nasıl düşüp ayağını
burktuğunu anlatmaktadır. On gün sonra gelen giden seyrekleşir. Evdeki ilgi de
azalır. Bunun üzerine Tevfik Efendi zor da olsa işe döner.
“Tevfik Efendi,
eşe tanışa biraz da böylece nazlandıktan sonra bir gün kalemine gidip işine
başladı.
Bütün
arkadaşları:
“Acele ettin”
dediler. “Birkaç gün daha çıkmamalıydın””
Kişiler
Tevfik Efendi; hikâyenin
başkahramanıdır. Maliye Veznesinde memurdur. İlgi ve sevgiye muhtaç, biraz da
fırsatçı bir kişiliğe sahiptir. Hiçbir özelliği olmayan sıradan bir kişidir.
Hikâyenin
diğer kişiler: Tevfik Efendi’nin karısı,
hasta ziyaretçileri ve işyerindeki çalışanlardır.
Olay
Hikâyede
belirgin bir olay yoktur. Günlük yaşantıdan bir kesit alınmış ve anlatılmıştır.
Hikâyede serim, düğüm, çözüm bölümleri bulunmaz.
Mekân
Hikâyede
mekân; Maliye Veznesi, Tevfik Efendi’nin evi ve sokak olarak geçer. Mekânlar
ayrıntılı olarak tasvir edilmez.
Zaman
Öyküde
belirli bir zaman yoktur. Zaman kesit
olarak, on günlük bir süreyi kapsar.
Konu
Tevfik
Efendi’nin ayağını burkarak evde yatmasıdır.
Tema
Hastaya
gösterilen ilgi ve yakınlıktır.
Öykünün türü
Hikâye,
“durum
kesit” öyküsüdür. Bu tür öykülere “Çehov tarzı öykü” de denir.
Dil ve Anlatım
Hikâye
sade, anlaşılır ve akıcı bir dille anlatılmış, günlük konuşmalarda geçen bazı
söyleyişler olduğu gibi korunmuştur. Hikâyede kısa cümleler kullanılmış,
yabancı kökenli kelimelere yer verilmemiştir.
Hikâyede
diyaloglar ön plana çıkmakla birlikte öyküleme, betimleme ve iç monolog
teknikleri de kullanılmıştır. Bu teknikler; hastanın durumu, insan ilişkileri
ve aile içi ilişkilerin anlatılmasında kullanılmıştır.
Yazar
Hakkında - Memduh Şevket Esendal
Hayatı
Memduh Şevket, 29 Mart
1883’te Çorlu’da doğdu. Çocukluğu savaş yıllarına rastladığı için, maddi
sıkıntılar nedeniyle düzenli bir eğitim ve öğretim göremedi. Kendi kendini
yetiştirdi. Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi.
Babasının ölümünden
sonra çalışarak ailesine baktı. 1900 yılında gümrük memuru oldu. İttihat ve
Terakki Cemiyeti’ne girdi. Parti müfettişi olarak Anadolu’yu dolaştı.
Kurtuluş Savaşı
sırasında Atatürk’le birleşen İttihatçılar arasında yer aldı. Büyük Millet Meclisi
kurulunca Azerbaycan’a ortaelçi oldu. Bu görevi 5 yıl sürdü. İstanbul’a dönünce
Kabataş ve Galatasaray liselerinde, tarih-coğrafya öğretmenliği yaptı.
1925 yılında Tahran
elçiliğine atandı. 1930 yılında Elazığ’dan milletvekili oldu. Kabil ve Moskova
büyükelçiliği yaptı. Bilecik’ten iki dönem milletvekilliği ve Parti Genel
Sekreterliği yaptı.
1945 yılından itibaren
siyasi hayatı bırakan yazar, sadece edebiyata yöneldi. Yazıları pek çok dergi
ve gazetede yayınlandı. 16 Mayıs 1952’de hayata gözlerini yumdu.
Edebi
Kişiliği
Modern Türk
öykücülüğünün önemli isimlerinden olan yazar, edebiyat alanında pek çok takma
adla yazılar yazdı. Şiirle ilgilenmeyip sadece hikâye ve roman türlerinde
eserler verdi.
Türk hikâyeciliğinde
çığır açan ve 1940’tan sonra birçok yazarı etkileyen Esendal, ilk öykülerinde
Maupassant tarzı denilen klasik öykü anlayışını benimsemiş, daha sonra Çehov
tarzı denilen “durum-kesit” öykülerine yönelmiştir.
Esendal, hayatı olduğu
gibi yansıtan, olaylara nesnel bir bakış açısıyla yaklaşan, konuşur gibi
içtenlikle ve son derece sade bir dille yazan, anlattığı her şeye iyimserlikle
yaklaşan bir öykücüdür.
Öykülerinde toplumun
her kesiminden insan vardır. Esnaf, köylü, aylak, işsiz, ev hanımı, cahil,
aydın, çırak, sosyete, memur, emekli onun öykülerinde birer kahramandır. Her
gün gördüğümüz ama ilgilenmediğimiz insanları o, sıcacık bir sevgiyle ve
ayrıntılara girmeden, ilgi çekici bir biçimde ve birkaç satır içinde
canlandırıverir.
Yazarın son derece
güçlü bir gözlem yeteneği vardır. Her zaman umutlu olan yazar, yer yer yergi ve
mizah yapmaktan da geri durmaz.
Esendal, eserlerinde genellikle
İstanbul’u, çeşitli kasabaları, konakları ve köyleri anlatmıştır. Uzun tasvir
ve tahlillerden kaçınır. Anlattığı bu yerlerdeki kişilerin kısa serüvenini
ortaya koyar. Olaydan çok durum ve kesit ön plana çıkar.
Eserleri
Temiz Sevgiler (1965)
Ev Ona Yakıştı (1972)
Otlakçı (1958-1983)
Mendil Altında (1958-1983)
Hava Parası (1984)
Veysel Çavuş (1984)
Kelepir (1986)
İhtiyar Çilingir (1984)
Bir Kucak Çiçek (1984)
Bizim Nesibe (1985)
Gödeli Mehmet (1986)
Gönül Kaçanı Kovalar (1993)
Güllüce Bağları Yolunda (1992)
Bütün Eserleri (9 cilt olarak 1983 - 1984’te yayınlandı)
Roman
Ayaşlı ve Kiracıları (1934)
Vassaf Bey (1983)
Miras (1988)
Anı
Tahran Anıları ve Düşsel Yazılar (1998)
Mektup
Kızıma Mektuplar (2001)
Oğullarıma Mektuplar (2003)
Genel Değerlendirme
Öyküde
ayağını burkan bir kişiye gösterilen ilgi ve alaka anlatılır. Hasta bir kişiyi
ziyaret etme, hal hatır sorma, yakından ilgilenme çevremizde sıkça
rastlayabileceğimiz bir durumdur. Eleştirel ve mizahi bir tarzda anlatılan “Hasta” zevkle okunacak ve ders alınacak
bir hikâyedir.
