Güzelliğin On Par’etmez Şiiri İncelemesi
Güzelliğin On Par’etmez
Âşık Veysel
Şiirin Biçim
Yönünden İncelenmesi
Nazım biçimi: koşma
Nazım birimi: dörtlük
Ölçüsü: 8’li hece ölçüsü
Uyak şeması: “abcb dddb eeeb
fffb gggb” biçimindedir.
Şiirin ahenk
unsurları uyak ve redifler
Şiirdeki diğer
ahenk unsurları
Şiirin
genelinde “l, r” gibi ünsüzlerle aliterasyon;
“e, a” gibi ünlülerle asonans
yapılarak iç ahenk sağlanmıştır. Ayrıca her dörtlüğün sonunda “olmasa” kelimesinin tekrarıyla hem ahenk
güçlendirilmiş hem de anlam yönünden bütünlük sağlanmıştır.
Şiirin Anlam
Yönünden İncelenmesi
Açıklama – yorum
İlk
dörtlükten de anlaşılacağı gibi şiirdeki anahtar kelime “aşk”tır.
Bu
dörtlükten şairin aşka ne kadar değer verdiğini anlıyoruz. Sadece güzelliğin
bir anlamı olmadığını, güzelliğin aşk ile değer kazandığını söyleyen şair, bu
duyguya ilahi bir anlam yüklüyor. Şairin gönlünü köşke benzetmesi ayrı bir
inceliktir. Güzelliği aşkla bütünlenen sevgilinin yeri şairin gönlüdür.
Şair
bu dörtlükte hem sevgiliyi hem de aşkını ilahileştirerek hiçbir ifadenin hiçbir
şiirin onu anlatmaya yetmeyeceğini söylüyor. Şairin derdi sevgili, yarası
aşktır. Bu nedenle şairin sevgiliyle sohbet etmesi, ona şiirler okuması ve
özlem gidermesi kaçınılmazdır. Bu sayede sevgilinin güzelliği ve adı şiirlerde,
şarkılarda, türkülerde ölümsüzleşecek ve tüm âleme yayılacaktır.
Şair,
bu dörtlükte aşkın anlaşılmaz bir duygu olduğunu, bu konuda farklı görüş ve düşüncelerin
olduğunu ifade ediyor. Bu farkı ortaya koymak için uç bir örnek veriyor. Kurtla
kuzunun birlikte gezip dolaşması mümkün değildir. Çünkü yaradılışları, yapıları
ve yaşam biçimleri çok farklıdır. İnsanlarda böyle farklı yaradılış ve yapıya
sahiptir. Buradan hareketle şair, aşk ve güzellik konusunda insanların farklı
görüş ve düşüncelere sahip olmasının doğal olduğunu ifade ediyor.
Şaire
göre; âşık ve sevgili birlikteliği olmayınca güzelliğin de aşkın da bir değeri
kalmaz. Aşkı canlı tutan güzelliktir. Bu öylesine anlamlı bir duygudur ki gül
dahi paha biçilmez bir değer haline gelir. Gül bilindiği gibi pek çok şiirde ve
hayatın içinde aşkın sembolü haline gelmiştir. Gülün değeri, aşkı temsil
etmesinden kaynaklanır.
Feryat etmek acı çekenlere özgü bir
durumdur. Şairin acı çekme nedeni sevgiliye duyduğu aşktır. Ancak şair, bu
acıdan tat almaktadır. Bu durum bize aşk acısından zevk alan şairleri ve halk
hikâyelerini hatırlatır. Âşık olan her insanın bildiği gibi aşk sadece sevgiden
ibaret değildir, içinde pek çok karmaşık duyguyu barındırır. Bu da insana acı
verir. Ancak bu acı istenmeyen değil tam tersi vazgeçilmesi güç bir acıdır. Bu
da hayatı daha anlamlı kılan bir duygu yoğunluğudur.
Âşık,
son dizelerde aşkın ve sevgilinin ne derece değerli olduğunu çok anlamlı bir
biçimde ifade ediyor. Bir şair için en önemli şey şiirleridir. Şairler bu
sayede adını duyurur ve geçimini sağlar. Veysel de adını bu sayede duyurduğunu
söylüyor.
Şiirin teması: aşk
Dil ve Anlatım
Halk
edebiyatı geleneğine uygun söylenen şiirde yer yer yöresel söyleyişlerin (bulaman, yare) olduğu görülür. Felsefi
görüşlerin de yer aldığı şiir yalın, akıcı ve anlaşılır bir Türkçeyle
yazılmıştır. Şiirin lirik bir anlatımı vardır.
Şiirin
bazı bölümlerinde “on par’etmez”, “başka başk’olmasa” gibi söyleyişlerle ölçü
ve uyaklara uyumlu hale getirildiği görülür.
Şiirdeki Edebi Sanatlar
Güzelliğin on
par’etmez
dizesinde mecaz var.
Gönlümdeki köşk
olmasa
dizesinde teşbih (benzetme) sanatı
var.
Derdin dermandır
yareme
dizesinde “dert – derman” arasında tezat var.
Bu düğümü kim
çözerdi
dizelerinde istifham sanatı var.
Şair, cevabını bildiği sorular soruyor.
Güle kıymet
verilmezdi
dizesinde istiare sanatı var.
Şair
Hakkında - Âşık Veysel
Hayatı
Âşık Veysel Şatıroğlu, 1894 yılında Sivas’ın
Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Ahmet ve Gülizar
çiftinin altı çocuğundan beşincisidir. Veysel’in anlattıklarına göre yedi yaşında
geçirdiği çiçek hastalığı nedeniyle sağ gözünde görme kaybı yaşadı. İlerleyen
zamanlarda babası ile beraber ahır temizliği yaparken sol gözünde de görme
kaybı yaşadı. Veysel’in görme engeli onun bütün hayatını etkiledi. Babası onu
Molla Hüseyin’e çırak olarak verdi ve ondan saz eğitimi almasını sağladı.
Veysel, on beş yaşında köylerine gelen halk şairi
Çamşıhlı Ali Ağa’dan ustaca söylenmiş şiirler öğrendi. Daha sonraları kendini
geliştirerek özgün şiirler söylemeye başladı. Görme engelli olduğu için askere
gidemedi. Yirmi beş yaşına geldiğinde akrabalarından birinin kızı olan Esma ile
evlendi. Bu evliliğinden iki çocuğu olan Veysel’in çocukları henüz bebekken
öldü. Veysel ile Esma’nın evliliği uzun sürmedi. Veysel ikinci evliliğini
Sivas’ın Hafik ilçesinde tanıdığı Gülizar Hanımla yaptı. Bu evliliğinde altı
çocuğu oldu.
Âşık Veysel’in tanınmasına, şiirlerinin bilinmesine
vesile olan Ahmet Kutsi Tecer’dir. Veysel, Birinci Sivas Halk Şiiri Bayramından
sonra kendi şiirlerini de söylemeye başladı. Cumhuriyetin 10.yılı kutlamaları
dolayısıyla Ağcakışla Nahiye Müdürü’nün teşvikiyle “Gazi Mustafa Kemal Atatürk Destanı”nı yazdı. Bu şiiri okumak
amacıyla ilk kez Sivas dışına çıkan Veysel, Ankara, Çorum, Tokat, Yozgat,
Kayseri, Konya, Mersin, Adana, İstanbul gibi illeri dolaşır.
Veysel, Hâkimiyet-i Milliye gazetesindeki destanı, İstanbul
radyosundaki programı ve saz öğretmenliği sayesinde Türkiye çapında tanındı. Veysel’e
Türkçeyi güzel kullanması ve milli kültüre hizmetlerinden dolayı dönemin devlet
adamları tarafından maaş bağlandı. Âşık Veysel, son konserini 1971 yılında
Nevşehir’in Hacı Bektaş ilçesinde verdi. 1973 yılında hayata gözlerini yuman Âşık
Veysel’in mezarı doğup büyüdüğü Sivrialan köyündedir.
Edebi
Kişiliği
Âşık Veysel, usta çırak geleneğine göre yetişmiş
şairlerimizden biridir. Şiirlerini genellikle saz eşliğinde söyler, bu nedenle
göz kafiyesinden çok kulak kafiyesine kullanmıştır.
Veysel’in 180 civarında şiiri bulunmaktadır. Türk
şiirinin nazım tekniğini bütün incelikleriyle bilen şair, şiirlerinde genellikle
11’li hece ölçüsünü söylemiştir.
Onun şiirlerinde; Atatürk, cumhuriyet, doğa,
ayrılık, gurbet, aile, aşk ve vatan sevgisi gibi konular yer almıştır. Yaşadığı
coğrafyanın ve yaşadığı dönemin pek çok sosyal ve toplumsal olayını şiirlerine
taşımıştır.
Veysel’in şiirlerinde görülen tabiat unsurlarının
başında “toprak” yer almaktadır. Veysel, Âdem’den bu yana bütün her şeyin ondan
gelmekte ve yine ona dönmekte olduğunu vurgulamaktadır. Onun şiirlerinde toprak
dışında pek çok doğa unsurunun varlığı da dikkat çekmektedir. Veysel,
ırmakları, dağları, ovaları, gezdiği şehirlerin güzelliklerini şiirlerine
başarıyla yansıtmayı bilmiştir. Aşkla ilgili kırk kadar şiiri olan şair, gurbet
ve dünyanın geçiciciyle ilgili pek çok konu işlemiştir.
Âşık Veysel hakkında onlarca kitap, pek çok makale
yazılmış, sempozyumlar yapılmış, bildiriler sunulmuştur. Günümüze kadar pek çok
araştırmacı onun şiirlerinin derinliğini, ustalığını, hayata bakış açısını
çeşitli yazılarla dile getirmiştir.
Eserleri
Deyişler (1944)
Sazımdan Sesler (1950)
Dostlar Beni Hatırlasın (1970)
Bütün Şiirler (1984)
Genel Değerlendirme
Âşık
Veysel. şiirinde aşkın ve güzelliğin anlamını çözmeye çalışmış, bu konudaki
düşüncelerini kendi bakış açısından titizlikle işlemiştir. Şiirin halk
tarafından çok sevilip okunmasının bir nedeni de şairin, duygu ve düşüncelerini
açık, yalın ve samimi bir dille dizelerine yansıtabilmesidir.
