Güzelliğin On Par’etmez Şiiri İncelemesi

 

Güzelliğin On Par’etmez

Güzelliğin on par’etmez
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmasa

Tabirin sığmaz kaleme
Derdin dermandır yareme
İsmin yayılmaz âleme
Âşıklarda meşk olmasa

Kim okurdu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başk’olmasa

Güzel yüzün görülmezdi
Bu aşk bende dirilmezdi
Güle kıymet verilmezdi
Âşık ve maşuk olmasa

Senden aldım bu feryadı
Bu imiş dünyanın tadı
Anılmazdı Veysel adı
O sana âşık olmasa

              Âşık Veysel

Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi

Nazım biçimi: koşma

Nazım birimi: dörtlük

Ölçüsü: 8’li hece ölçüsü

Uyak şeması: “abcb dddb eeeb fffb gggb” biçimindedir.

Şiirin ahenk unsurları uyak ve redifler

---aşk olmasa
---köşk olmasa
---meşk olmasa
---başk’olmasa
---maşuk olmasa
---âşık olmasa      “olmasa” redif, “-k” yarım uyak

---kaleme
---yareme
---âleme      “-e” redif, “-em” tam uyak

---yazardı
---çözerdi
---gezerdi      “-ardı, -erdi” redif, “-z” yarım uyak

---görülmezdi
---dirilmezdi
---verilmezdi     “-ülmezdi, -ilmezdi” redif, “-r” yarım uyak

---feryadı
---tadı
---adı          “-ı” redif, “ad” tam uyak

Şiirdeki diğer ahenk unsurları

Şiirin genelinde “l, r” gibi ünsüzlerle aliterasyon; “e, a” gibi ünlülerle asonans yapılarak iç ahenk sağlanmıştır. Ayrıca her dörtlüğün sonunda “olmasa” kelimesinin tekrarıyla hem ahenk güçlendirilmiş hem de anlam yönünden bütünlük sağlanmıştır.

Şiirin Anlam Yönünden İncelenmesi

Açıklama – yorum

İlk dörtlükten de anlaşılacağı gibi şiirdeki anahtar kelime “aşk”tır.

Güzelliğin on par’etmez
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmasa

Bu dörtlükten şairin aşka ne kadar değer verdiğini anlıyoruz. Sadece güzelliğin bir anlamı olmadığını, güzelliğin aşk ile değer kazandığını söyleyen şair, bu duyguya ilahi bir anlam yüklüyor. Şairin gönlünü köşke benzetmesi ayrı bir inceliktir. Güzelliği aşkla bütünlenen sevgilinin yeri şairin gönlüdür.

Tabirin sığmaz kaleme
Derdin dermandır yareme
İsmin yayılmaz âleme
Âşıklarda meşk olmasa

Şair bu dörtlükte hem sevgiliyi hem de aşkını ilahileştirerek hiçbir ifadenin hiçbir şiirin onu anlatmaya yetmeyeceğini söylüyor. Şairin derdi sevgili, yarası aşktır. Bu nedenle şairin sevgiliyle sohbet etmesi, ona şiirler okuması ve özlem gidermesi kaçınılmazdır. Bu sayede sevgilinin güzelliği ve adı şiirlerde, şarkılarda, türkülerde ölümsüzleşecek ve tüm âleme yayılacaktır.

Kim okurdu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başk’olmasa

Şair, bu dörtlükte aşkın anlaşılmaz bir duygu olduğunu, bu konuda farklı görüş ve düşüncelerin olduğunu ifade ediyor. Bu farkı ortaya koymak için uç bir örnek veriyor. Kurtla kuzunun birlikte gezip dolaşması mümkün değildir. Çünkü yaradılışları, yapıları ve yaşam biçimleri çok farklıdır. İnsanlarda böyle farklı yaradılış ve yapıya sahiptir. Buradan hareketle şair, aşk ve güzellik konusunda insanların farklı görüş ve düşüncelere sahip olmasının doğal olduğunu ifade ediyor.

Güzel yüzün görülmezdi
Bu aşk bende dirilmezdi
Güle kıymet verilmezdi
Âşık ve maşuk olmasa

Şaire göre; âşık ve sevgili birlikteliği olmayınca güzelliğin de aşkın da bir değeri kalmaz. Aşkı canlı tutan güzelliktir. Bu öylesine anlamlı bir duygudur ki gül dahi paha biçilmez bir değer haline gelir. Gül bilindiği gibi pek çok şiirde ve hayatın içinde aşkın sembolü haline gelmiştir. Gülün değeri, aşkı temsil etmesinden kaynaklanır.

Senden aldım bu feryadı
Bu imiş dünyanın tadı
Anılmazdı Veysel adı
O sana âşık olmasa

Feryat etmek acı çekenlere özgü bir durumdur. Şairin acı çekme nedeni sevgiliye duyduğu aşktır. Ancak şair, bu acıdan tat almaktadır. Bu durum bize aşk acısından zevk alan şairleri ve halk hikâyelerini hatırlatır. Âşık olan her insanın bildiği gibi aşk sadece sevgiden ibaret değildir, içinde pek çok karmaşık duyguyu barındırır. Bu da insana acı verir. Ancak bu acı istenmeyen değil tam tersi vazgeçilmesi güç bir acıdır. Bu da hayatı daha anlamlı kılan bir duygu yoğunluğudur.

Âşık, son dizelerde aşkın ve sevgilinin ne derece değerli olduğunu çok anlamlı bir biçimde ifade ediyor. Bir şair için en önemli şey şiirleridir. Şairler bu sayede adını duyurur ve geçimini sağlar. Veysel de adını bu sayede duyurduğunu söylüyor.

Şiirin teması: aşk

Dil ve Anlatım

Halk edebiyatı geleneğine uygun söylenen şiirde yer yer yöresel söyleyişlerin (bulaman, yare) olduğu görülür. Felsefi görüşlerin de yer aldığı şiir yalın, akıcı ve anlaşılır bir Türkçeyle yazılmıştır. Şiirin lirik bir anlatımı vardır.

Şiirin bazı bölümlerinde “on par’etmez”, “başka başk’olmasa” gibi söyleyişlerle ölçü ve uyaklara uyumlu hale getirildiği görülür.

Şiirdeki Edebi Sanatlar

Güzelliğin on par’etmez dizesinde mecaz var.

Gönlümdeki köşk olmasa dizesinde teşbih (benzetme) sanatı var.

Derdin dermandır yareme dizesinde “dert – derman” arasında tezat var.

 İsmin yayılmaz âleme dizesinde mübalağa (abartma) var.

 Kim okurdu kim yazardı

Bu düğümü kim çözerdi dizelerinde istifham sanatı var. Şair, cevabını bildiği sorular soruyor.

Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başk’olmasa dizelerinde teşhis (kişileştirme) ve tezat sanatları var.

Güle kıymet verilmezdi dizesinde istiare sanatı var.

Senden aldım bu feryadı
Bu imiş dünyanın tadı dizelerinde “feryat” ve “tat” kelimeleri arasında tezat sanatı var.

Şair Hakkında - Âşık Veysel

Hayatı

Âşık Veysel Şatıroğlu, 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Ahmet ve Gülizar çiftinin altı çocuğundan beşincisidir. Veysel’in anlattıklarına göre yedi yaşında geçirdiği çiçek hastalığı nedeniyle sağ gözünde görme kaybı yaşadı. İlerleyen zamanlarda babası ile beraber ahır temizliği yaparken sol gözünde de görme kaybı yaşadı. Veysel’in görme engeli onun bütün hayatını etkiledi. Babası onu Molla Hüseyin’e çırak olarak verdi ve ondan saz eğitimi almasını sağladı.

Veysel, on beş yaşında köylerine gelen halk şairi Çamşıhlı Ali Ağa’dan ustaca söylenmiş şiirler öğrendi. Daha sonraları kendini geliştirerek özgün şiirler söylemeye başladı. Görme engelli olduğu için askere gidemedi. Yirmi beş yaşına geldiğinde akrabalarından birinin kızı olan Esma ile evlendi. Bu evliliğinden iki çocuğu olan Veysel’in çocukları henüz bebekken öldü. Veysel ile Esma’nın evliliği uzun sürmedi. Veysel ikinci evliliğini Sivas’ın Hafik ilçesinde tanıdığı Gülizar Hanımla yaptı. Bu evliliğinde altı çocuğu oldu.

Âşık Veysel’in tanınmasına, şiirlerinin bilinmesine vesile olan Ahmet Kutsi Tecer’dir. Veysel, Birinci Sivas Halk Şiiri Bayramından sonra kendi şiirlerini de söylemeye başladı. Cumhuriyetin 10.yılı kutlamaları dolayısıyla Ağcakışla Nahiye Müdürü’nün teşvikiyle “Gazi Mustafa Kemal Atatürk Destanı”nı yazdı. Bu şiiri okumak amacıyla ilk kez Sivas dışına çıkan Veysel, Ankara, Çorum, Tokat, Yozgat, Kayseri, Konya, Mersin, Adana, İstanbul gibi illeri dolaşır.

Veysel, Hâkimiyet-i Milliye gazetesindeki destanı, İstanbul radyosundaki programı ve saz öğretmenliği sayesinde Türkiye çapında tanındı. Veysel’e Türkçeyi güzel kullanması ve milli kültüre hizmetlerinden dolayı dönemin devlet adamları tarafından maaş bağlandı. Âşık Veysel, son konserini 1971 yılında Nevşehir’in Hacı Bektaş ilçesinde verdi. 1973 yılında hayata gözlerini yuman Âşık Veysel’in mezarı doğup büyüdüğü Sivrialan köyündedir.

Edebi Kişiliği

Âşık Veysel, usta çırak geleneğine göre yetişmiş şairlerimizden biridir. Şiirlerini genellikle saz eşliğinde söyler, bu nedenle göz kafiyesinden çok kulak kafiyesine kullanmıştır.

Veysel’in 180 civarında şiiri bulunmaktadır. Türk şiirinin nazım tekniğini bütün incelikleriyle bilen şair, şiirlerinde genellikle 11’li hece ölçüsünü söylemiştir.

Onun şiirlerinde; Atatürk, cumhuriyet, doğa, ayrılık, gurbet, aile, aşk ve vatan sevgisi gibi konular yer almıştır. Yaşadığı coğrafyanın ve yaşadığı dönemin pek çok sosyal ve toplumsal olayını şiirlerine taşımıştır.

Veysel’in şiirlerinde görülen tabiat unsurlarının başında “toprak” yer almaktadır. Veysel, Âdem’den bu yana bütün her şeyin ondan gelmekte ve yine ona dönmekte olduğunu vurgulamaktadır. Onun şiirlerinde toprak dışında pek çok doğa unsurunun varlığı da dikkat çekmektedir. Veysel, ırmakları, dağları, ovaları, gezdiği şehirlerin güzelliklerini şiirlerine başarıyla yansıtmayı bilmiştir. Aşkla ilgili kırk kadar şiiri olan şair, gurbet ve dünyanın geçiciciyle ilgili pek çok konu işlemiştir.

Âşık Veysel hakkında onlarca kitap, pek çok makale yazılmış, sempozyumlar yapılmış, bildiriler sunulmuştur. Günümüze kadar pek çok araştırmacı onun şiirlerinin derinliğini, ustalığını, hayata bakış açısını çeşitli yazılarla dile getirmiştir.

Eserleri

Şiir
Deyişler (1944)
Sazımdan Sesler (1950)
Dostlar Beni Hatırlasın (1970)
Bütün Şiirler (1984)

Genel Değerlendirme

Âşık Veysel. şiirinde aşkın ve güzelliğin anlamını çözmeye çalışmış, bu konudaki düşüncelerini kendi bakış açısından titizlikle işlemiştir. Şiirin halk tarafından çok sevilip okunmasının bir nedeni de şairin, duygu ve düşüncelerini açık, yalın ve samimi bir dille dizelerine yansıtabilmesidir.

EN ÇOK OKUNAN YAYINLAR

Kaldırımlar Şiiri İncelemesi

Sanat Şiiri İncelemesi

Otuz Beş Yaş Şiiri İncelemesi

Ben Sana Mecburum Şiiri İncelemesi

Çoban Çeşmesi Şiiri İncelemesi