Geçmiş Yaz Şiiri İncelemesi

Geçmiş Yaz

Rü’yâ gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle,
Her ânını, her rengini, her şi’rini hazdan.
Hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle;
Bir gün, bir uzak hâtıra özlersen o yazdan

Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde;
Mehtâb… iri güller… ve senin en güzel aksin…
Velhâsıl o rü’yâ duruyor yerli yerinde!

                         Yahya Kemal Beyatlı

Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi

Şiirin nazım birimi: Benttir. Bentler dörtlüklerden oluşturulmuştur.

Şiirin ölçüsü: Aruz ölçüsüdür. Şiir, aruzun mef’ûlü / mefâîlü / mefâîlü / feûlün kalıbıyla yazılmıştır.

Şiirin uyak şeması: abab cdcd” biçimindedir.

Şiirin Ahenk Unsurları

1. Bent (dörtlük)

---hevesinle
---sesinle         “-inle” redif; “-es” tam uyak
---hazdan
---yazdan         “-dan” redif; “-az” tam uyak

2. Bent (dörtlük)

---göreceksin  
---aksin           “-ksin” zengin uyak (Burada kelime kökü “aks (yansıma)”tır.)
---derinde
---yerinde      “-de”redif; “-erin” zengin uyak

Şiirdeki Diğer Ahenk Unsurları

Şiirde uyak ve rediflerin dışında bazı ses ve kelime tekrarlarıyla ahenk güçlendirilmiş, böylece şiire hem akıcılık hem de bütünlük kazandırılmıştır.

Şiirin İçerik Yönünden İncelenmesi

“Geçmiş Yaz” yaşanan bir aşkın şiiridir. Şiirin teması “sevgiliye duyulan özlem”dir.

Şiir “Rü’yâ gibi bir yazdı” dizesiyle başlar. “Velhâsıl o rü’yâ duruyor yerli yerinde” dizesiyle biter. Şair, ilk dizede yazı rüyaya benzeterek aşkın güzelliğini, ona yaşattığı duyguları ve benliğinde bıraktığı etkiyi hissettiriyor. Son dizeden ise hâlâ aynı duygular içinde olduğunu geçmişi unutamadığını anlıyoruz.

Şair, geçmiş yaz yaşadığı aşkın her anını, her rengini, her şiirini yeniden yaşamakta, sevdiği kadının sesini bütün tatlılığıyla gezdikleri bahçelerde duymaktadır.

Şiirde geçen körfez bir ayna görevi görmektedir. Şair, bu aynada bir özlemin ve derin bir aşkın izlerini görmektedir.

Âşık olan herkes gibi şair de gördüğü her şeyde sevgilinin izlerine rastlamaktadır. Mehtap, güller ve sevgilinin suya vuran aksi tüm canlılığıyla yerli yerinde durmaktadır. Bütün bunlar şaire inanılmaz duygular yaşatmaktadır. Şair, sevgilinin özlemiyle yanıp tutuşmaktadır. Dalgınlığı bu yüzdendir. Buradaki “dalgın su” şairin benliğini ve aşkının derinliğini simgelemektedir.

Şiirde geçen “rüya, yaz, renk, şiir, ses, bahçe, körfez, mehtap, iri güller ve akis” kelimelerinin her biri farklı bir anlam taşımakta, şairi anlatılmaz duygularını ifade etmektedir.

Dil ve Anlatım

Saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiir, lirik bir anlatıma sahiptir. Bireysel duyarlılıkların ön plana çıktığı şiirde ritme, ahenge ve söyleyiş güzelliğine ağırlık verilmiştir.

Şiirde açık, yalın ve akıcı bir dil kullanılmıştır. Şair duygu ve hayallerini doğrudan değil dolaylı bir yoldan anlatmaya, söylemek istediklerini çağrışımlar yoluyla hissettirmeye çalışmıştır.

Şiirdeki anlatım, okuyucunun hayallerini ve özlemlerini harekete geçiren, farklı çağrışımlarla şiirin anlamını okuyucunun anlayışına göre genişleten bir yapıdadır.

Edebi Sanatlar

Rü’yâ gibi bir yazdı” dizesinde “benzetme sanatı” vardır. Burada “yaz” benzeyen, “rüya” benzetilen, “gibi” benzetme edatıdır.

Velhâsıl o rü’yâ duruyor yerli yerinde!” dizesinde “istiare sanatı” vardır. Bu dizede benzeyen söylenmeyip sadece benzetilen “rüya” söylenmiştir.

İkinci dörtlükteki “dalgın su” kelimesinde “kişileştirme sanatı” vardır. Dalgın olma durumu insanlara has bir özelliktir.

Şair Hakkında - Yahya Kemal Beyatlı

Hayatı

Yahya Kemal, 2 Aralık 1884’te Üsküp’te dünyaya geldi. Babası Üsküp Belediye Başkanı Nişli İbrahim Naci Bey, annesi Leskofçalı Galip’in yeğeni Nakiye Hanım’dır.

Asıl adı Ahmet Agâh olan şairin çocukluk yılları Üsküp’teki Rakofça çiftliğinde geçti. İlköğrenimini özel Mekteb-i Edep okulunda tamamladı. 1892’de Üsküdar İdadisi’ne girdi. Bu arada Arapça ve Farsça dersleri aldı. Leskofçalı Galib’in etkisiyle edebiyata merak sardı. Özellikle Bağdatlı Ruhi ve Ziya Paşa’nın “Terkib-i Bend”lerinden çok etkilendi.

1897’de Selanik’e taşındılar. Bu sırada annesini kaybetti. Bu ölüm şairin hayatında bir dönüm noktası oldu. Babasının tekrar evlenmesiyle, ailevi sıkıntılar yaşadı. Bu nedenle Üsküp’e döndü, ancak akrabaları tarafından tekrar babasının yanına gönderildi. Evlerinde geçimsizlik devam edince 1902’de İstanbul’a gönderildi. Burada Vefa Lisesi’ne kaydoldu.

Sultan II. Abdülhamit döneminde muhaliflerin safında yer aldı. Paris’e giderek Jön Türklerin arasına karıştı. Fransa’da Siyasi Bilgiler okurken Albert Sorrel’in etkisinde kalarak Türk tarihine yöneldi. Fransa’da dokuz yıl kaldı. Bu süre içersinde Fransız edebiyatını ve edebiyatçılarını yakından tanıma fırsatı buldu.

1913’te İstanbul’a döndü. Darülfünun’da tarih ve edebiyat dersleri verdi. Aynı yıllarda gazete ve dergilere yazılar yazdı. “Milli Mücadele” yıllarında İstanbul’da kalarak işgali yaşayan Yahya Kemal, Milli Mücadele’yi destekleyen yazılar yazdı.

Cumhuriyetin ilanıyla yaptığı çalışmalar takdir edilerek Lozan Konferansına basın müşaviri olarak görevlendirildi. Bu görevinden sonra Atatürk ve İsmet İnönü’nün yakın çevresinde yer alan aydınlardan biri oldu. Milletvekili ve elçilik görevlerinde bulundu. 1926 yılında Türkiye’nin Varşova elçiliğine üç yıl sonra da Madrid elçiliğine atandı. Bu yıllarda “Endülüs’te Raks” şiirini ve pek çok güzel şiir yazdı.

1932’de Madrid elçiliği sırasında sağlığıyla ilgili sorunlar başladı. Hastalığına diyabet teşhisi konarak, yiyip içtiklerine dikkat etmesi, yürüyüş yapması ve zayıflaması tavsiye edildi. Ancak düzensiz bir yaşantısı olduğu için bunlara dikkat etmedi.

1934’te Yozgat milletvekili oldu. Daha sonra Tekirdağ ve İstanbul milletvekillikleri yaptı. İstanbul’da kaldığı süre içersinde İstanbul’u adım adım dolaşarak, İstanbul üstüne şiirler yazdı.

1934’te soyadı kanunu çıkınca “Beyatlı” soyadını aldı. 1938’den itibaren pek çok gazete ve dergilerde şiirleri ve yazıları yayınlandı. 1947’de Pakistan büyükelçiliğine getirildi. 1949’da yaş haddinden emekli oldu. İstanbul’a yerleşince Park Otel’de kalmaya başladı. Ömrünün sonuna kadar bu otelde kalmaya devam etti. Emekli olduktan sonra pek çok yeri gezme fırsatı buldu.

Düzensiz bir hayat süren ve tavsiyelere kulak asmayan şair,1 Kasım 1958 sabahı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu.

Edebi Kişiliği

Yahya Kemal Beyatlı, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en büyük şairlerinden biridir. Şiirlerini aruz ölçüsüyle yazdığı için “Dört Aruzcular” olarak adlandırılan şairlerden biri olarak tanınmıştır. Diğerleri; Tevfik Fikret, Ahmet Haşim ve Mehmet Akif Ersoy’dur. Sadece “Ok” isimli şiirini hece ölçüsüyle yazmıştır.

Yahya Kemal, “Agâh Kemal” takma adıyla ilk şiirlerini yayınladı. Servet-i Fünun şairlerinin yanında yer aldı. Fransa’da simgeci şairlere yakınlık duydu. Bu durum Türk şiirine farklı bir açıdan bakmasını sağladı. Türk şiirini ve söz sanatlarını inceledi. Şiirde ahengin kusursuz olmasını savundu.

Şiirle ilgili görüşleri de şiirleri kadar yankı uyandırdı. Bu doğrultuda Divan şiiri, Tanzimat şiiri ve Servet-i Fünun şiirine eleştirilerde bulundu. Batıdan aldığı yüksek beğeni ve birikimle, Batı’ya özenmeyen yerli şiire yöneldi. Biçimde kusursuzluğa ağırlık verdi. Dize çalışmasındaki titizliği az ve zor yazıyor izlenimi uyandırdı.

Yaşadığı süre içersinde hiç kitap yayınlamadı. Bunun yerine şiir ve yazılarını dergilerde yayınlamayı tercih etti. 1918’de Yeni Mecmua’da yayınlanan şiirleriyle büyük ilgi uyandırdı. Daha sonra Edebi Mecmua, Şair, Büyük Mecmua, Şair Nedim, Yarın, İnci, Dergâh gibi dergilerde şiir ve yazıları yayınlandı. Ölümünden sonra yayınlanan eserleri iki bölüm halinde değerlendirilebilir. “Eski Şiirin Rüzgârıyla” ve “Kendi Gök Kubbemiz” eserleri şairin başyapıtlarıdır. “Eski Şiirin Rüzgârıyla” adlı eserinde, günlük yaşamın pırıltısını gözden çıkardığı, aşırı inceliklere ve sözcüklerle resim yapma sanatına yöneldiği görülür. “Kendi Gök Kubbemiz” adlı eserinde ise bir “aşk” ve “İstanbul” şairi kimliğine bürünür. Diğer yandan da dindar ve milliyetçi bir görünüm kazanır.

Eserleri

Şiirleri
Kendi Gök Kubbemiz (1961)
Eski Şiirin Rüzgârıyla (1962)
Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963)
Bitmemiş Şiirler (1976)
Düzyazıları
Aziz İstanbul (1964)
Eğil Dağlar (1966)
Siyasi Hikâyeler (1968)
Siyasi ve edebi Portreler (1968)
Edebiyata Dair (1971)
Çocukluğum ve Gençliğim Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1973)
Tarih Musahabeleri (1975)
Mektuplar Makaleler (1977)

Genel Değerlendirme

Şiiri güzel ve unutulmaz yapan, yalnızca “tema”sı değil, aynı zamanda onun işleniş biçimidir. Şiirin en belirgin özelliklerinden biri de yaşanan duyguların farklı çağrışımlar yapacak biçimde anlatılmasıdır. Şairin kendine özgü buluşları ve duygularını somut nesnelerle anlatma yoluna gitmesi, şiire ayrı bir özellik katmıştır.

Şiir herkesin anlayabileceği, ancak farklı duygular çağrıştıran bir tarzda yazılmıştır. Türk edebiyatı içersinde çok okunan ve çok beğenilen şiir, herkesin anlatmak isteyip de anlatamadığı duyguları yansıtmaktadır.

EN ÇOK OKUNAN YAYINLAR

Kaldırımlar Şiiri İncelemesi

Sanat Şiiri İncelemesi

Otuz Beş Yaş Şiiri İncelemesi

Ben Sana Mecburum Şiiri İncelemesi

Çoban Çeşmesi Şiiri İncelemesi