Geçmiş Yaz Şiiri İncelemesi
Yahya Kemal Beyatlı
Şiirin Biçim
Yönünden İncelenmesi
Şiirin nazım birimi: Benttir.
Bentler dörtlüklerden oluşturulmuştur.
Şiirin ölçüsü: Aruz ölçüsüdür. Şiir, aruzun mef’ûlü / mefâîlü / mefâîlü
/ feûlün kalıbıyla yazılmıştır.
Şiirin uyak
şeması: “abab cdcd” biçimindedir.
Şiirin Ahenk
Unsurları
1. Bent (dörtlük)
2. Bent (dörtlük)
Şiirdeki Diğer
Ahenk Unsurları
Şiirde
uyak ve rediflerin dışında bazı ses ve kelime tekrarlarıyla ahenk
güçlendirilmiş, böylece şiire hem akıcılık hem de bütünlük kazandırılmıştır.
Şiirin İçerik
Yönünden İncelenmesi
“Geçmiş
Yaz” yaşanan bir aşkın şiiridir. Şiirin
teması “sevgiliye duyulan özlem”dir.
Şiir
“Rü’yâ gibi bir yazdı” dizesiyle
başlar. “Velhâsıl o rü’yâ duruyor yerli
yerinde” dizesiyle biter. Şair, ilk dizede yazı rüyaya benzeterek aşkın güzelliğini,
ona yaşattığı duyguları ve benliğinde bıraktığı etkiyi hissettiriyor. Son
dizeden ise hâlâ aynı duygular içinde olduğunu geçmişi unutamadığını anlıyoruz.
Şair,
geçmiş yaz yaşadığı aşkın her anını, her rengini, her şiirini yeniden
yaşamakta, sevdiği kadının sesini bütün tatlılığıyla gezdikleri bahçelerde duymaktadır.
Şiirde
geçen körfez bir ayna görevi görmektedir. Şair, bu aynada bir özlemin ve derin
bir aşkın izlerini görmektedir.
Âşık
olan herkes gibi şair de gördüğü her şeyde sevgilinin izlerine rastlamaktadır.
Mehtap, güller ve sevgilinin suya vuran aksi tüm canlılığıyla yerli yerinde
durmaktadır. Bütün bunlar şaire inanılmaz duygular yaşatmaktadır. Şair,
sevgilinin özlemiyle yanıp tutuşmaktadır. Dalgınlığı bu yüzdendir. Buradaki “dalgın su” şairin benliğini ve aşkının
derinliğini simgelemektedir.
Şiirde
geçen “rüya, yaz, renk, şiir, ses, bahçe,
körfez, mehtap, iri güller ve akis” kelimelerinin her biri farklı bir anlam
taşımakta, şairi anlatılmaz duygularını ifade etmektedir.
Dil ve Anlatım
Saf
(öz) şiir anlayışıyla yazılan şiir, lirik bir anlatıma sahiptir. Bireysel
duyarlılıkların ön plana çıktığı şiirde ritme, ahenge ve söyleyiş güzelliğine
ağırlık verilmiştir.
Şiirde
açık, yalın ve akıcı bir dil kullanılmıştır. Şair duygu ve hayallerini doğrudan
değil dolaylı bir yoldan anlatmaya, söylemek istediklerini çağrışımlar yoluyla
hissettirmeye çalışmıştır.
Şiirdeki
anlatım, okuyucunun hayallerini ve özlemlerini harekete geçiren, farklı
çağrışımlarla şiirin anlamını okuyucunun anlayışına göre genişleten bir yapıdadır.
Edebi Sanatlar
“Rü’yâ gibi bir yazdı” dizesinde “benzetme sanatı” vardır. Burada “yaz” benzeyen, “rüya” benzetilen, “gibi”
benzetme edatıdır.
“Velhâsıl o rü’yâ duruyor yerli yerinde!”
dizesinde “istiare sanatı” vardır.
Bu dizede benzeyen söylenmeyip sadece benzetilen “rüya” söylenmiştir.
İkinci
dörtlükteki “dalgın su” kelimesinde “kişileştirme sanatı” vardır. Dalgın
olma durumu insanlara has bir özelliktir.
Şair
Hakkında - Yahya Kemal Beyatlı
Hayatı
Yahya Kemal, 2 Aralık
1884’te Üsküp’te dünyaya geldi. Babası Üsküp Belediye Başkanı Nişli İbrahim
Naci Bey, annesi Leskofçalı Galip’in yeğeni Nakiye Hanım’dır.
Asıl adı Ahmet Agâh
olan şairin çocukluk yılları Üsküp’teki Rakofça çiftliğinde geçti.
İlköğrenimini özel Mekteb-i Edep okulunda tamamladı. 1892’de Üsküdar İdadisi’ne
girdi. Bu arada Arapça ve Farsça dersleri aldı. Leskofçalı Galib’in etkisiyle
edebiyata merak sardı. Özellikle Bağdatlı Ruhi ve Ziya Paşa’nın “Terkib-i Bend”lerinden çok etkilendi.
1897’de Selanik’e
taşındılar. Bu sırada annesini kaybetti. Bu ölüm şairin hayatında bir dönüm
noktası oldu. Babasının tekrar evlenmesiyle, ailevi sıkıntılar yaşadı. Bu
nedenle Üsküp’e döndü, ancak akrabaları tarafından tekrar babasının yanına
gönderildi. Evlerinde geçimsizlik devam edince 1902’de İstanbul’a gönderildi.
Burada Vefa Lisesi’ne kaydoldu.
Sultan II. Abdülhamit
döneminde muhaliflerin safında yer aldı. Paris’e giderek Jön Türklerin arasına
karıştı. Fransa’da Siyasi Bilgiler okurken Albert Sorrel’in etkisinde kalarak
Türk tarihine yöneldi. Fransa’da dokuz yıl kaldı. Bu süre içersinde Fransız
edebiyatını ve edebiyatçılarını yakından tanıma fırsatı buldu.
1913’te İstanbul’a
döndü. Darülfünun’da tarih ve edebiyat dersleri verdi. Aynı yıllarda gazete ve
dergilere yazılar yazdı. “Milli Mücadele” yıllarında İstanbul’da kalarak işgali
yaşayan Yahya Kemal, Milli Mücadele’yi destekleyen yazılar yazdı.
Cumhuriyetin ilanıyla
yaptığı çalışmalar takdir edilerek Lozan Konferansına basın müşaviri olarak
görevlendirildi. Bu görevinden sonra Atatürk ve İsmet İnönü’nün yakın
çevresinde yer alan aydınlardan biri oldu. Milletvekili ve elçilik görevlerinde
bulundu. 1926 yılında Türkiye’nin Varşova elçiliğine üç yıl sonra da Madrid
elçiliğine atandı. Bu yıllarda “Endülüs’te
Raks” şiirini ve pek çok güzel şiir yazdı.
1932’de Madrid elçiliği
sırasında sağlığıyla ilgili sorunlar başladı. Hastalığına diyabet teşhisi
konarak, yiyip içtiklerine dikkat etmesi, yürüyüş yapması ve zayıflaması
tavsiye edildi. Ancak düzensiz bir yaşantısı olduğu için bunlara dikkat etmedi.
1934’te Yozgat
milletvekili oldu. Daha sonra Tekirdağ ve İstanbul milletvekillikleri yaptı.
İstanbul’da kaldığı süre içersinde İstanbul’u adım adım dolaşarak, İstanbul
üstüne şiirler yazdı.
1934’te soyadı kanunu
çıkınca “Beyatlı” soyadını aldı. 1938’den itibaren pek çok gazete ve dergilerde
şiirleri ve yazıları yayınlandı. 1947’de Pakistan büyükelçiliğine getirildi.
1949’da yaş haddinden emekli oldu. İstanbul’a yerleşince Park Otel’de kalmaya
başladı. Ömrünün sonuna kadar bu otelde kalmaya devam etti. Emekli olduktan
sonra pek çok yeri gezme fırsatı buldu.
Düzensiz bir hayat
süren ve tavsiyelere kulak asmayan şair,1 Kasım 1958 sabahı Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu.
Edebi
Kişiliği
Yahya Kemal Beyatlı,
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en büyük şairlerinden biridir. Şiirlerini
aruz ölçüsüyle yazdığı için “Dört Aruzcular” olarak adlandırılan şairlerden
biri olarak tanınmıştır. Diğerleri; Tevfik Fikret, Ahmet Haşim ve Mehmet Akif
Ersoy’dur. Sadece “Ok” isimli şiirini hece ölçüsüyle yazmıştır.
Yahya Kemal, “Agâh
Kemal” takma adıyla ilk şiirlerini yayınladı. Servet-i Fünun şairlerinin
yanında yer aldı. Fransa’da simgeci şairlere yakınlık duydu. Bu durum Türk
şiirine farklı bir açıdan bakmasını sağladı. Türk şiirini ve söz sanatlarını
inceledi. Şiirde ahengin kusursuz olmasını savundu.
Şiirle ilgili görüşleri
de şiirleri kadar yankı uyandırdı. Bu doğrultuda Divan şiiri, Tanzimat şiiri ve
Servet-i Fünun şiirine eleştirilerde bulundu. Batıdan aldığı yüksek beğeni ve
birikimle, Batı’ya özenmeyen yerli şiire yöneldi. Biçimde kusursuzluğa ağırlık
verdi. Dize çalışmasındaki titizliği az ve zor yazıyor izlenimi uyandırdı.
Yaşadığı süre içersinde
hiç kitap yayınlamadı. Bunun yerine şiir ve yazılarını dergilerde yayınlamayı
tercih etti. 1918’de Yeni Mecmua’da yayınlanan şiirleriyle büyük ilgi
uyandırdı. Daha sonra Edebi Mecmua, Şair, Büyük Mecmua, Şair Nedim, Yarın,
İnci, Dergâh gibi dergilerde şiir ve yazıları yayınlandı. Ölümünden sonra
yayınlanan eserleri iki bölüm halinde değerlendirilebilir. “Eski Şiirin Rüzgârıyla” ve “Kendi Gök Kubbemiz” eserleri şairin
başyapıtlarıdır. “Eski Şiirin Rüzgârıyla”
adlı eserinde, günlük yaşamın pırıltısını gözden çıkardığı, aşırı inceliklere
ve sözcüklerle resim yapma sanatına yöneldiği görülür. “Kendi Gök Kubbemiz” adlı eserinde ise bir “aşk” ve “İstanbul” şairi
kimliğine bürünür. Diğer yandan da dindar ve milliyetçi bir görünüm kazanır.
Eserleri
Kendi Gök Kubbemiz (1961)
Eski Şiirin Rüzgârıyla (1962)
Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963)
Bitmemiş Şiirler (1976)
Düzyazıları
Aziz İstanbul (1964)
Eğil Dağlar (1966)
Siyasi Hikâyeler (1968)
Siyasi ve edebi Portreler (1968)
Edebiyata Dair (1971)
Çocukluğum ve Gençliğim Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1973)
Tarih Musahabeleri (1975)
Mektuplar Makaleler (1977)
Genel Değerlendirme
Şiiri
güzel ve unutulmaz yapan, yalnızca “tema”sı değil, aynı zamanda onun işleniş
biçimidir. Şiirin en belirgin özelliklerinden biri de yaşanan duyguların farklı
çağrışımlar yapacak biçimde anlatılmasıdır. Şairin kendine özgü buluşları ve
duygularını somut nesnelerle anlatma yoluna gitmesi, şiire ayrı bir özellik
katmıştır.
Şiir herkesin anlayabileceği, ancak farklı duygular çağrıştıran bir tarzda yazılmıştır. Türk edebiyatı içersinde çok okunan ve çok beğenilen şiir, herkesin anlatmak isteyip de anlatamadığı duyguları yansıtmaktadır.
