Yayla Dumanı Şiir İncelemesi

Yayla Dumanı

Gümüş bir dumanla kapandı her yer;

Yer ve gök bu akşam yayla dumanı;
Sürüler, çimenler, sarı çiçekler,
Beyaz kar, yeşil çam yayla dumanı!

Ben de duman olsam senin yerine,

Dağılsam dağların şu mahşerine;
Güzelin saçına ve gözlerine
Ben girsem, ben dolsam yayla dumanı!

Beni içerine aldın ağ gibi,

Doldun gözlerime bir rüya gibi;
Ben de güneş gibi, yüce dağ gibi
İçinde kaybolsam yayla dumanı!

                     Ömer Bedrettin Uşaklı

Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi

Nazım birimi: dörtlük

Ölçüsü: 6+5 duraklı 11’li hece ölçüsü

Uyak şeması: “abab / cccb / dddb”

Uyak ve redifler:

---her yer

---sarı çiçekler     “-er” tam uyak

---akşam yayla dumanı

---çam yayla dumanı
---dolsam yayla dumanı
---kaybolsam yayla dumanı    “yayla dumanı” redif; “-am” tam uyak

---yerine

---mahşerine
---gözlerine      “-ine” redif; “er” tam uyak

---ağ gibi

---rüya gibi
---dağ gibi     “gibi” redif; “-ağ” tam uyak

Diğer Ahenk Unsurları

Şiirde uyak ve rediflerin dışında ahengi kuvvetlendirmek için ses (asonans, aliterasyon) ve ek tekrarları (sürüler, çimenler, sarı çiçekler) görülür. Ayrıca her dörtlüğün sonunda tekrarlanan “yayla dumanı” tamlaması hem ahengi hem de anlamı kuvvetlendirir.

Şiirin Anlam Yönünden İncelenmesi

Açıklama – Yorum

Ömer Bedrettin Uşaklı’nın ilk kitabına da adını veren “Yayla Dumanı” adlı şiirin teması doğa sevgisidir.

Şiirde geçen “yayla” motifi, Anadolu insanının duygularını ifade ederken, aynı zamanda doğadan da nasıl yararlandığının somut bir göstergesidir.

Şair için doğa, özelde yayla; bir özlem, bir tutku halini almıştır. Çocukluk yıllarından itibaren yaylalarla iç içe olan şairin hayatında, yaylaların özel bir yeri vardır. Şair, bu şiirinde başı dumanlı yüksek yaylalarla Anadolu’yu ve Anadolu insanını adeta bir bütün olarak görüp, hissedip, coşkun bir dille yüceltmektedir.

Yayla dumanı her yere dağılır; karlı dağlara, yeşil çam ormanına, sarıçiçeklere, sürülere, yer ve gök her yeri kontrol eder. Şair de yayla dumanı gibi olmak istiyor; onun gibi olup sevgilinin saçlarında ve gözlerinde kaybolmayı düşlüyor.

Dil ve Anlatım

Şiirde halk edebiyatının dil ve söyleyiş özellikleri görülür. 

Şair, şiirinde doğa ve insanı lirik bir anlatımla iç içe betimlemiştir.

Şiirde gözlemin ve betimlemenin önemli bir etkisi vardır. Şair, doğayı bir ressam titizliğiyle izlemiş, gördüklerini kendi bakış açısına göre yorumlamış ve adeta tablo çizer gibi şiirini yazmıştır.

Şair, sade bir dille doğayı ve insanı iç içe betimlemiş, edebi sanatlardan, özellikle benzetmelerden yararlanmıştır.

Şiirde geçen;

Gümüş bir dumanla kapandı her yer” dizesinde dumanın rengi “gümüşe” benzetilmiştir.

“Beni içerine aldın ağ gibi,

  Doldun gözlerime bir rüya gibi;

  Ben de güneş gibi, yüce dağ gibi” dizelerinde yayla dumanı “ağa, rüyaya ve dağa” benzetilmiştir.

Şair Hakkında - Ömer Bedrettin Uşaklı

Hayatı

Ömer Bedrettin, 1904’te Uşak’ta dünyaya geldi. Babası Ömer Lütfü Bey, annesi Hayriye hanımdır. Ömer Bedrettin, babasının kadılık görevi nedeniyle Osmanlı devletinin pek çok yerini gezdi. Öğrenimini de yurdun değişik yerlerinde yaptı.

Şair, ilköğrenimine Uşak’ta başladı. İlk derslerini babasından alan şair, ilk ve ortaöğrenimini Anadolu ve Suriye’deki çeşitli yerlerde tamamladı. 1918 yılında İstanbul Kabataş Erkek Lisesine başladı. Bu okulda iki yıl öğrenim gördü. O yıllarda İstanbul işgal altındaydı. Babası son Osmanlı hükümeti tarafından Sivas’a kadı olarak atandı. Bunun üzerine öğrenimine Sivas Lisesinde devam etti. Edebiyatla bu sıralarda ilgilenmeye başladı.

Cumhuriyetin ilanından sonra tekrar İstanbul Kabataş Lisesine dönerek 1924 yılında mezun oldu. Mülkiye Mektebine (Siyasal Bilgiler Fakültesi) kaydını yaptırdı. Aynı yıl babası hayata veda edince, annesi Uşak’a taşındı

“Milli Mecmua” ve “Türk Yurdu” dergilerinde yayınlanan ilk şiirlerinden sonra ilk kitabı  “Efe’nin Bayramı” adlı eserini Milli Mücadelenin hemen ardından yayınladı. İkinci şiir kitabı “Deniz Sarhoşları”nı da öğrenciyken yayındı.

1927’de Mülkiye Mektebini bitirip idari hayata atıldı. Bursa’da maliye memuru olarak staj yaptı. Stajından sonra Mudanya kaymakam muavinliğine atandı. Bu tarihten itibaren yurdun her tarafına uzanacak görev yılları başladı. İdarecilik yıllarında Anadolu’nun birçok ilçesinde kaymakamlık yaptı. Gezdiği tüm yerlerin özelliklerini, manzaralarını, sosyal hayatını, tarım ve ekonomik faaliyetlerini yakından izledi. Gördüğü yerleri ve izlenimlerini daha sonra şiirlerinde tema olarak kullandı.

Ömer Bedrettin, 1932 yılında evlendi. Bu evliliğinden iki çocuğu oldu. İlk çocuğu üç yaşındayken ölen Uşaklı, dördüncü kitabı “Sarı Kız Mermeri” adlı kitabında yer alan tüm şiirleri ölen çocuğu için yazdı.

1934 yılında soyadı kanunu çıkınca önce “Belenli” soyadını aldı, ancak daha sonra Uşak’ta doğduğu ve annesinin de Uşaklı olması nedeniyle “Uşaklı” olarak değiştirdi.

Kaymakam yardımcılığı, kaymakamlık, maliye müfettişliği görevlerinde bulunan Ömer Bedrettin, bir süre de Artvin’de vali vekilliği de yaptı. 1938- 1943 yılları arasında mülkiye müfettişliği yaparken siyasete atılarak 7. Dönem Kütahya milletvekili seçildi. Bu görevindeyken yakalandığı verem hastalığından kurtulamayarak yatırıldığı İstanbul Yakacık Sanatoryumunda 23 Şubat 1946’da hayata gözlerini yumdu.

Edebi Kişiliği

Anadolu’da görev yaptığı yıllarda edindiği kişisel izlenim ve gözlemler şiirlerinin ana temasını oluşturur.

Şiirlerindeki duygu ve düşüncelerinin kaynağı çoğunlukla Anadolu manzaralarıdır. Anadolu’dan canlı görünümler betimleyen şair, gördüğü manzaraların içine duygu ve imgelerini de katmıştır.

Anadolu’yu ve Anadolu insanını izlenimci bir gözle inceleyen şair,  bireysel duygularını içten, sıcak, sevecen bir dille aktarmış, memleket sevgisini işleyen şiirler yazmıştır.

Eşini ve kızını kaybeden şair, bunun üzerine hüzünlü şiirler yazmış, hüznü en iyi işleyen şairlerden biri olmuştur.

Şiirlerinde işlediği başlıca temalar; doğa, gurbet, deniz, ölüm ve özlemdir.

Şiirlerini hece ölçüsüyle ve halk şiiri geleneği çerçevesinde yazmıştır. Beş hececilerin izinden giden şair, zamanla kendine özgü bir şiir tarzı geliştirmeyi başarmıştır.

Şiirlerinin bir bölümü Türk müziği bestekârları tarafından bestelenmiş, bu besteler halk tarafından sevilmiş ve beğenilmiştir. Bunlardan bazıları; “Yıldızların Altında”, “Eğilmez Başın Gibi”, “Kapıldım Gidiyorum” adlı şarkılardır.

Eserleri

Şiir Kitapları

Efe’nin Bayramı
Deniz Sarhoşları
Yayla Dumanı
Sarı Kız Mermerleri
Deniz Hasreti
Veda
Aşkımın Kini
Bir Hançer İstiyorum
Dağ Başında Bir Gece
Efe’nin Müjdesi
Engin Şarkısı
Kim Bilir
Sevgiliye
Sevgiliye Üç Sual
Sılaya Giderken
Son dilek
Yıldızların Altında
Munzur Dağları
Bütün Eserleri (1988)

Genel Değerlendirme

Doğa sevgisinin yoğun olarak yaşandığı şiirde; şair için hayatın gerçeklerinden, gürültü ve kalabalıktan kaçıp uzaklaşmak, yayla dumanında gizlenmek bir özlem haline gelmiştir.

EN ÇOK OKUNAN YAYINLAR

Kaldırımlar Şiir İncelemesi

Sanat Şiir İncelemesi

Otuz Beş Yaş Şiir İncelemesi

Ben Sana Mecburum Şiir İncelemesi

Çoban Çeşmesi Şiir İncelemesi