Yayla Dumanı Şiir İncelemesi

Yayla Dumanı
Gümüş bir dumanla kapandı her yer;
Ben de duman olsam senin yerine,
Beni içerine aldın ağ gibi,
Ömer Bedrettin Uşaklı
Şiirin
Biçim Yönünden İncelenmesi
Nazım birimi: dörtlük
Ölçüsü: 6+5 duraklı
11’li hece ölçüsü
Uyak şeması: “abab /
cccb / dddb”
Uyak ve redifler:
---her yer
---akşam yayla dumanı
---yerine
---ağ gibi
Diğer
Ahenk Unsurları
Şiirde uyak ve
rediflerin dışında ahengi kuvvetlendirmek için ses (asonans, aliterasyon) ve ek
tekrarları (sürüler, çimenler, sarı
çiçekler) görülür. Ayrıca her
dörtlüğün sonunda tekrarlanan “yayla dumanı” tamlaması hem ahengi hem de anlamı
kuvvetlendirir.
Şiirin
Anlam Yönünden İncelenmesi
Açıklama
– Yorum
Ömer Bedrettin
Uşaklı’nın ilk kitabına da adını veren “Yayla Dumanı” adlı şiirin teması doğa
sevgisidir.
Şiirde geçen “yayla”
motifi, Anadolu insanının duygularını ifade ederken, aynı zamanda doğadan da nasıl
yararlandığının somut bir göstergesidir.
Şair için doğa, özelde
yayla; bir özlem, bir tutku halini almıştır. Çocukluk yıllarından itibaren yaylalarla
iç içe olan şairin hayatında, yaylaların özel bir yeri vardır. Şair, bu
şiirinde başı dumanlı yüksek yaylalarla Anadolu’yu ve Anadolu insanını adeta
bir bütün olarak görüp, hissedip, coşkun bir dille yüceltmektedir.
Yayla dumanı her yere
dağılır; karlı dağlara, yeşil çam ormanına, sarıçiçeklere, sürülere, yer ve gök
her yeri kontrol eder. Şair de yayla dumanı gibi olmak istiyor; onun gibi olup
sevgilinin saçlarında ve gözlerinde kaybolmayı düşlüyor.
Dil ve Anlatım
Şiirde halk edebiyatının dil ve söyleyiş özellikleri görülür.
Şair, şiirinde doğa ve insanı lirik bir anlatımla iç içe betimlemiştir.
Şiirde gözlemin ve betimlemenin önemli
bir etkisi vardır. Şair, doğayı bir ressam titizliğiyle izlemiş, gördüklerini
kendi bakış açısına göre yorumlamış ve adeta tablo çizer gibi şiirini
yazmıştır.
Şair, sade bir dille doğayı ve insanı iç içe betimlemiş, edebi sanatlardan, özellikle benzetmelerden yararlanmıştır.
Şiirde geçen;
“Gümüş bir dumanla kapandı her yer” dizesinde dumanın rengi “gümüşe” benzetilmiştir.
“Beni içerine aldın ağ gibi,
Şair
Hakkında - Ömer Bedrettin Uşaklı
Hayatı
Ömer Bedrettin, 1904’te
Uşak’ta dünyaya geldi. Babası Ömer Lütfü Bey, annesi Hayriye hanımdır. Ömer
Bedrettin, babasının kadılık görevi nedeniyle Osmanlı devletinin pek çok yerini
gezdi. Öğrenimini de yurdun değişik yerlerinde yaptı.
Şair, ilköğrenimine Uşak’ta
başladı. İlk derslerini babasından alan şair, ilk ve ortaöğrenimini Anadolu ve
Suriye’deki çeşitli yerlerde tamamladı. 1918 yılında İstanbul Kabataş Erkek
Lisesine başladı. Bu okulda iki yıl öğrenim gördü. O yıllarda İstanbul işgal
altındaydı. Babası son Osmanlı hükümeti tarafından Sivas’a kadı olarak atandı. Bunun
üzerine öğrenimine Sivas Lisesinde devam etti. Edebiyatla bu sıralarda
ilgilenmeye başladı.
Cumhuriyetin ilanından
sonra tekrar İstanbul Kabataş Lisesine dönerek 1924 yılında mezun oldu. Mülkiye
Mektebine (Siyasal Bilgiler Fakültesi) kaydını yaptırdı. Aynı yıl babası hayata
veda edince, annesi Uşak’a taşındı
“Milli Mecmua” ve “Türk
Yurdu” dergilerinde yayınlanan ilk şiirlerinden sonra ilk kitabı “Efe’nin
Bayramı” adlı eserini Milli Mücadelenin hemen ardından yayınladı. İkinci
şiir kitabı “Deniz Sarhoşları”nı da
öğrenciyken yayındı.
1927’de Mülkiye
Mektebini bitirip idari hayata atıldı. Bursa’da maliye memuru olarak staj
yaptı. Stajından sonra Mudanya kaymakam muavinliğine atandı. Bu tarihten
itibaren yurdun her tarafına uzanacak görev yılları başladı. İdarecilik
yıllarında Anadolu’nun birçok ilçesinde kaymakamlık yaptı. Gezdiği tüm yerlerin
özelliklerini, manzaralarını, sosyal hayatını, tarım ve ekonomik faaliyetlerini
yakından izledi. Gördüğü yerleri ve izlenimlerini daha sonra şiirlerinde tema
olarak kullandı.
Ömer Bedrettin, 1932
yılında evlendi. Bu evliliğinden iki çocuğu oldu. İlk çocuğu üç yaşındayken
ölen Uşaklı, dördüncü kitabı “Sarı Kız
Mermeri” adlı kitabında yer alan tüm şiirleri ölen çocuğu için yazdı.
1934 yılında soyadı
kanunu çıkınca önce “Belenli” soyadını aldı, ancak daha sonra Uşak’ta doğduğu
ve annesinin de Uşaklı olması nedeniyle “Uşaklı” olarak değiştirdi.
Kaymakam yardımcılığı,
kaymakamlık, maliye müfettişliği görevlerinde bulunan Ömer Bedrettin, bir süre
de Artvin’de vali vekilliği de yaptı. 1938- 1943 yılları arasında mülkiye
müfettişliği yaparken siyasete atılarak 7. Dönem Kütahya milletvekili seçildi.
Bu görevindeyken yakalandığı verem hastalığından kurtulamayarak yatırıldığı
İstanbul Yakacık Sanatoryumunda 23 Şubat 1946’da hayata gözlerini yumdu.
Edebi
Kişiliği
Anadolu’da görev
yaptığı yıllarda edindiği kişisel izlenim ve gözlemler şiirlerinin ana temasını
oluşturur.
Şiirlerindeki duygu ve
düşüncelerinin kaynağı çoğunlukla Anadolu manzaralarıdır. Anadolu’dan canlı
görünümler betimleyen şair, gördüğü manzaraların içine duygu ve imgelerini de
katmıştır.
Anadolu’yu ve Anadolu
insanını izlenimci bir gözle inceleyen şair,
bireysel duygularını içten, sıcak, sevecen bir dille aktarmış, memleket
sevgisini işleyen şiirler yazmıştır.
Eşini ve kızını
kaybeden şair, bunun üzerine hüzünlü şiirler yazmış, hüznü en iyi işleyen
şairlerden biri olmuştur.
Şiirlerinde işlediği
başlıca temalar; doğa, gurbet, deniz, ölüm ve özlemdir.
Şiirlerini hece
ölçüsüyle ve halk şiiri geleneği çerçevesinde yazmıştır. Beş hececilerin
izinden giden şair, zamanla kendine özgü bir şiir tarzı geliştirmeyi
başarmıştır.
Şiirlerinin bir bölümü Türk
müziği bestekârları tarafından bestelenmiş, bu besteler halk tarafından
sevilmiş ve beğenilmiştir. Bunlardan bazıları; “Yıldızların Altında”, “Eğilmez
Başın Gibi”, “Kapıldım Gidiyorum”
adlı şarkılardır.
Eserleri
Şiir Kitapları
Genel Değerlendirme
Doğa sevgisinin yoğun olarak yaşandığı şiirde; şair için hayatın gerçeklerinden, gürültü ve kalabalıktan kaçıp uzaklaşmak, yayla dumanında gizlenmek bir özlem haline gelmiştir.