Kaldırımlar Şiir İncelemesi


Kaldırımlar

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;

Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;

Sanıyorum, her köşe başını sarmış devler…
Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;

Kaldırımlar, içimde yaşanmış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;

Ben bu kaldırımların emzirdiği bir çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim yol gitsin;

İki yanımda aksın bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne de sabah görüneyim;

Gündüzler sana kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;

Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların karasevdalı eşi…

                     Necip Fazıl Kısakürek

Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi

Şiirin nazım birimi: dörtlüktür.

Şiirin ölçüsü: 7+7=14’lü hece ölçüsüdür.

Şiirin Ahenk Unsurları

Uyak ve Redifler

1. Dörtlük

   --- ortasında

   --- noktasında      “sında” redif; “ta” tam uyak

   --- yürüyorum

   --- görüyorum     “yorum” redif; “rü” tam uyak

2. Dörtlük

   --- kapanık

   --- uyanık            “nık” redif; “a” yarım uyak 

   --- yıldırımlar

   --- kaldırımlar     “lar” redif; “ldırım” zengin uyak

3. Dörtlük

   --- birikiyor

   --- dikiyor       “iyor” redif; “ik” tam uyak        

   --- devler

   --- evler           “ler” redif; “ev” tam uyak

4. Dörtlük      

   --- annesi

   --- sesi           “i” redif; es “tam uyak” 

   --- insandır

   --- lisandır     “dır” redif; “san” zengin uyak   

5. Dörtlük

   --- kucakta

   --- sokakta         “ta” redif; “ak” tam uyak

   --- çocuğum    

   --- yolculuğum     “um” redif; “uğ” tam uyak

6. Dörtlük

   --- gitsin

   --- işitsin          “sin” redif; “it” tam uyak       

   --- fenerler

   --- kemerler      “ler” redif; “er” tam uyak

7. Dörtlük

   --- görüneyim

   --- bürüneyim               “üneyim” redif; “r” yarım uyak   

   --- verin karanlıkları

   --- serin karanlıkları     “in karanlıkları”; “er” tam uyak  

8. Dörtlük

   --- boya

   --- uykuya     “a” redif; “y” yarım uyak              

   --- ateşi

   --- eşi            “i” redif; “eş” tam uyak

Şiirdeki Diğer Ahenk Unsurları

Sokaktayım kimsesiz bir sokak ortasında” dizesinde “k” ve “s” seslerinin tekrar edilmesiyle aliterasyon yapılmıştır.

“Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta” dizesinde “a” sesinin tekrarıyla bir ahenk sağlanmış, böylece asonans yapılmıştır.

Bu tür ses tekrarları şiir boyunca yapılarak iç ahenk sağlanmıştır.

Şiir boyunca “kaldırımlar” kelimesi tekrarlanarak hem şiirin ahengi güçlendirilmiş, hem de şiire anlam bütünlüğü kazandırılmıştır.

Şiirin teması: yalnızlıktır.

Şiirin İçerik Yönünden İncelenmesi 

Açıklama – Yorum

Şiirde, kelimeler ve dizeler genellikle temel anlamlarında kullanılmıştır. Şiirde bulunan nesnelerin, gerçek varlıklarıyla birlikte çağrıştırdıkları anlamlar da vardır. Ancak bu şiirin sembolist bir anlayışla yazıldığını göstermez. Şiirde imgeler üzerine kurulu kapalı bir anlatım söz konusu değildir. Bununla birlikte şiirdeki anlam çok da açık değildir. Şair, açık bir anlatımla derinlik arasında paralellik kurabilmeyi başarmıştır.

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;

Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Şiirin birinci dörtlüğü son derece açıktır ve şairin kaldırımlardaki yolculuğunun başlangıcıdır. Şair, ıssız bir sokakta ardına bakmadan yürür ve yolunun karanlığa saplandığı noktada, ilersini göremediği bir yerde bir hayalin onu beklediği sanısına kapılır. Pek çok insanın zaman zaman karanlık sokaklarda yaşadığı bu his, şairi etkisi altına almıştır.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;

Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İkinci dörtlükte şair, bulunduğu ortamı anlatır ve ardından kendisiyle yoldaşı kaldırımları özdeşleştirir. Gece olması nedeniyle gökyüzü kararmıştır ve gri bulutlarla kaplıdır. Yıldırımların evlerin bacalarını kolluyor olması şairin onlara insani bir özellik kazandırdığını gösterir. Şair, burada kişileştirme (teşhis) sanatı yapmıştır. Anlatılanlara bakarak havanın yağışlı olduğu anlaşılıyor. Bu durum kaldırımları daha da ürpertici hale getirmektedir.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;

Sanıyorum her köşe başını kesmiş devler…
Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Üçüncü dörtlüğe, yalnızlıktan dolayı bir korku hâkimdir. Bu korku bulunduğu ortamı algılayış şeklini de etkilemektedir. Şairin içinde gittikçe bir korku birikir. Biriken bu korkuyla şair, her şeyi farklı görmeye başlar. Cansız nesneleri devlere, evlerin pencerelerini gözüne mil çekilmiş âmâlara (görme engelli) benzetir.

Dörtlükte, benzetme ve kişileştirme sanatları vardır:

“Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor” kişileştirme (teşhis)

“Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler” benzetme (teşbih)

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;

Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Şair, dördüncü dörtlükte adeta kaldırımlara sığınır. Nitekim kaldırımları çilekeş yalnızların annesi olarak tanımlar. Kaldırımların içinde yaşayan bir insan olduğunu söyleyen şair, iç dünyasını dışa vurarak adeta kaldırımlarla kendisini özdeşleştirir. Öyle ki “duyulur ses kesilince sesi” diyerek adeta kaldırımlarla iletişim kurar. “Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır” diyerek söz konusu özdeşleşmeyi doruk noktasına çıkarır.

Kaldırımlar, gündüz herkesin geçtiği, kalabalık ortamların olduğu bir yerdir. Gece herkes uykudadır. Bu nedenle kaldırımlara sessizlik, karanlık ve yalnızlık hâkimdir, tıpkı şairin iç dünyası gibi.

Dörtlükte geçen “kaldırımlar” kelimesinde tekrir sanatı (sözün etkisini arttırmak için bir kelimenin yinelenmesi sanatı) vardır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;

Ben bu kaldırımların emzirdiği bir çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Şair, beşinci dörtlükte kaldırımlara olan bağlılığını dile getirir. Kaldırımlara öylesine bağlıdır ki ölüm anında bile olsa, onu yumuşak bir kucağa yeğler. Kaldırımlara anne kimliği yükleyerek ona ne derece yakın olduğunu belirtir.

Şair, geceden ve kaldırımlardaki yürüyüşünden memnundur. Bu yüzden sabahın olmasını istemez. Çünkü şair, kaldırımlarda yalnız yürümektedir. Sabah olunca herkes uykudan uyanacak, kaldırımlarda yürümeye başlayacak ve şairin yalnızlığı sona erecektir.

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim yol gitsin;

İki yanımda aksın bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı gölgeden taş kemerler.

Altıncı dörtlükte şair, kaldırımlarındaki yürüyüşünün adeta tablosunu çizmiştir. Kaldırımlardaki yürüyüş, bir akış gibi sürüp gitmektedir ve şair bunun devam etmesini istemektedir. Kaldırımların değişmez müdavimleri aç köpekler ve şairin kaldırımlardaki gölgesi tabloyu tamamlayan unsurlardır. Gecenin sessizliğini bozan ise şairin ayak sesleridir.

Şair, burada gölgesini zafer tâkına; fenerleri de sele benzeterek teşbih (benzetme) sanatı yapmıştır.

Ne sabahı göreyim, ne de sabah görüneyim;

Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Şair, kaldırımlarda yürürken elbette zamanın da akıp gittiğinin farkındadır. Zaten şiirde gece ve gündüzün kaldırımlarda nasıl bir etkisi olduğu karşılaştırmalı olarak anlatılmaktadır. Şair, bir yandan gece yolculuğunun sürmesini istemekle birlikte, sona ereceğinin de farkındadır. Bu durum aynı zamanda kalabalıklardan kaçıp yalnızlığa sığınmanın da bir ifadesidir.

Şair, burada karanlıkları ıslak bir yorgana benzeterek teşbih (benzetme) sanatı yapmıştır.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;

Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların karasevdalı eşi…

Bu dörtlükte vurgulanan, şairin nasıl bir ölüm istediğidir. Öyle ki şair, ölüm anında dahi kaldırımlarda olmak, son nefesini kaldırımlarda vermek istemektedir. Herkes için yeni bir günün başlangıcı, onun için bir sondur. Kaldırımlarla özdeşleşen ve geceleri yaşadığını hisseden şair için sabah, ölümle eş değerdedir. Çünkü o, kaldırımların karasevdalı eşidir.

Dil ve Anlatım

Şiir sade, yalın bir dille yazılmasına rağmen, imgelerle ve çağrışımlarla yüklü bir anlatımı vardır. Şair, iç dünyasını kaldırımlar, sessizlik ve karanlıkla somutlaştırmıştır.

Yazar Hakkında - Necip Fazıl Kısakürek

Hayatı

Necip Fazıl, 26 Mart 1904’te İstanbul’da doğdu. Annesi Girit göçmenlerinden Mediha Hanım, babası Abdülbaki Fazıl Bey’dir. Babası Mekteb-i Hukuk mezunu olup Bursa’da aza mülazımlığı, Gebze’de savcılık, Kadıköy’de hâkimlik yapmıştır.

Eğitimine Büyükdere’de bir mahalle mektebinde başlayan Necip Fazıl, ilköğrenimine çeşitli okullarda devam etti. Orta öğrenimini Bahriye Mektebi’nde yaptı. Necip Fazıl, 1922 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde eğitim almaya başladı. Bu fakültede okurken 1925 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın verdiği bir bursla Sorbon Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne gitti. Paris’te düzensiz bir hayat geçiren Necip Fazıl, derslerinde başarısız oldu. Bursu kesilince yurda döndü. Aynı yıl Bahr-i Sefit Bankası’nda işe başlayan Necip Fazıl, daha sonra Osmanlı Bankası’nın çeşitli şubelerinde çalıştı. 5 ağustos 1929 yılında İş Bankası’na Umum Muhasebe Şefi Olarak girdi.

1939 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Ankara Devlet Yüksek Konservatuarı’na öğretim üyesi olarak atanan Necip Fazıl, kendi isteğiyle İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne tayin edildi. Robert Koleji’nde edebiyat öğretmenliği de yaptı. 1943 yılında devlet görevinden ayrıldı.

Necip Fazıl, 17 Eylül 1943 yılında “Büyük Doğu” dergisinin ilk sayısını çıkardı. Dergi, 1943-1945 yılları arasındaki ilk döneminde, bir düşünce ve sanat dergisi olarak çıkarılmıştı. Sonra siyasal bir yayın organı haline geldi. Dergi, 5 Haziran1978’e kadar yayın hayatına devam etti.

Yazılarından dolayı birkaç defa hüküm giyen şair, kısa süreli hapis cezaları aldı. 26 Mayıs 1980 tarihinde Türk Edebiyat Vakfı tarafından “Şairler Sultanı” ve 1982 yılında yayınlanan “ Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu” adlı eseriyle “Yılın Fikir ve Sanat Adamı” seçildi.

Hayatının son günlerini Erenköy’deki evinde kitapları, yazıları ve dostlarıyla geçiren şair, 25 Mayıs 1983 tarihinde hayata gözlerini yumdu.

Edebi Kişiliği

Necip Fazıl, şiire 12 yaşındayken annesinin desteğiyle başladı. İlk şiiri, “Yeni Mecmua” dergisinin 1 Temmuz 1923 tarihli sayısında yayınlandı. “Kitabe” isimli bu şiir, daha sonra ilk şiir kitabı olan “Örümcek Ağı” isimli kitabında “Bir Mezar Taşı” adıyla yer aldı. 28 şiirden oluşan “Örümcek Ağı” isimli şiir kitabı 1925 yılında yayınlandı. Bu şiirler, öz ve biçim bakımından ilk dönem şiirlerini kapsamaktadır.

Şair, 1928 yılında çıkardığı “Kaldırımlar” kitabıyla büyük bir üne kavuştu. Bu kitabındaki şiirleri iç ve dış yapı özellikleri açısından özgün yapıtlardı. Milli Edebiyatçıların ve Beş Hececilerin bir türlü mükemmelliğe ulaştıramadıkları hece ölçüsünü söyleyiş bakımından güçlendirerek, yeni imgeler kullandı. “Kaldırımlar”, “Otel Odaları”, “Geçen Dakikalar”, “Sayıklama” gibi şiirleri bu döneme örnek olarak gösterilebilir.

1932 yılında üçüncü şiir kitabı “Ben ve Ötesi”ni okuyucularıyla buluşturan şair, bu kitabındaki 69 şiirden 23’ünü “Örümcek Ağı” kitabından; 21’ini “Kaldırımlar” kitabından almış ve 25 yeni şiir eklemiştir.

1936 yılında Ankara’da, devrin materyalist dergilerinin karşısına haftalık “Ağaç” dergisiyle çıktı. Bu derginin kadrosunda Ahmet Kutsi Tecer, Abdülhak Şinasi Hisar, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabahattin Ali, Ahmet Muhip Dranas, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Sait Faik Abasıyanık gibi değerli sanatçılar bir araya geldi. İlk altı sayısı Ankara’da çıkan dergi daha sonra İstanbul’a taşındı. 17 sayı çıktıktan sonra ilgisizlik ve maddi sıkıntılar nedeniyle kapandı.

Necip Fazıl’ın olgunluk dönemi şiirleri, geleneksel halk şiirimizle modern Fransız şiirinin sentezinden oluşan özgün eserler olarak ortaya çıktı. Şair, bu döneminde şiirlerini olgun bir söyleyiş, sağlam bir teknikle oluşturdu. Bireysel sıkıntılarını, gizli duygu ve tutkularını, ruhsal çatışmalarını anlattı.

Necip Fazıl, 1933-1943 yılları arasında yazdığı şiirleri “Ağaç”, “Oluş”, “Varlık” ve “Ses” dergilerinde yayınladı. 17 Eylül 1943 yılından itibaren “Büyük Doğu” dergisini çıkarmaya başladı. Dergi, 1945 yılından sonra siyaset ve günlük konulara yöneldi. Büyük Doğu, bazen kesintilere uğrasa da 35 yıllık yayın hayatıyla bazen günlük gazete, bazen haftalık dergi, bazen de aylık dergi olarak 512 sayı yayınlandı. Necip Fazıl, Büyük Doğu dergisiyle birlikte din ve politika alanlarında da çalışmalar yaptı.

Şair, şiir anlayışını “Çile” isimli eserinin sonuna eklediği “Poetika” bölümünde ayrıntılı olarak anlattı.

Eserleri

Şiir
Örümcek Ağı (1925)
Kaldırımlar (1928)
Ben ve Ötesi (1932)
Sonsuzluk Kervanı (1955)
Çile (1962)
Şiirlerim (1969)
Oyun (Tiyatro)
Tohum (1935)
Bir Adam Yaratmak (1938)
Künye (1940)
Para (1942)
Nam-ı Diğer Parmaksız Salih (1949)
Reis Bey (1964)
Abdülhamit Han (1969)
Mukaddes Emanet
Kanlı Sarık
Öykü ve Roman
Ruh Burkuntularından Hikâyeler (1965)
Aynadaki Yalan (1980)
Kafa Kâğıdı (1984)

Genel Değerlendirme

Necip Fazıl Kısakürek’in Kaldırımlar şiiri şüphesiz yalnızlık üzerine yazılmış en etkili şiirlerden biridir. Şiir, okuyan herkesin kendinden bir şeyler bulacağı ve etkileneceği çağrışımlarla anlatılmıştır. Şairin iç dünyasını yansıtan, onu kaldırımlarla özdeşleştiren, benzerine az rastlanan bir şiirdir.

EN ÇOK OKUNAN YAYINLAR

Sanat Şiir İncelemesi

Otuz Beş Yaş Şiir İncelemesi

Ben Sana Mecburum Şiir İncelemesi

Çoban Çeşmesi Şiir İncelemesi