Serenad Şiiri İncelemesi


 
Serenad

Yeşil pencerenden bir gül at bana,

Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak,

Ben aşkımla bahar getirdim sana;
Tozlu yollarından geçtiğim uzak
İklimlerden şarkılar getirdim sana.
Şeffaf damlalarla titreyen, ağır
Koncanın altında bükülmüş her sak
Seninçin dallardan süzülen ıtır,
Seninçin karanfil, yasemin zambak…

Bir kuş sesi gelir dudaklarından;

Gözlerin gönlümde açan nergisler.
Düşen öpüşlerdir dudaklarından
Mor akasyalarda ürperen seher.

Pencerenden bir gül attığın zaman

Işıkla dolacak kalbimin içi.
Geçiyorum mevsim gibi kapından
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

              Ahmet Muhip Dıranas

Şiirin Biçim Özellikleri

Şiirin nazım birimi: Şiir dörtlükler halinde yazılmıştır. Şiirin tamamı beş dörtlükten oluşmuştur.

Şiirin ölçüsü: 6 + 5 = 11’li hece ölçüsüdür.

Şiirin uyak şeması: a b a b / c d c d / e f e f  / g h g h / ı j ı j biçimindedir; “çapraz uyak” biçimi uygulanmıştır.

Şiirin Ahenk Unsurları (Uyak ve Redifler)

1. Dörtlük

   ---bana

   ---kapına    “a” redif; “n” yarım uyak

   ---içi

   ---çi (ğ)      “çi” tam uyak (kulak kafiyesi)

Not: Burada çiğ kelimesi “ğ” sesi zayıf çıktığından dolayı “çi” şeklinde okunur. Bu nedenle kulak kafiyesi olur. Şair, anlamı bozmamak için böyle bir yola başvurmuştur. Bu durum halk edebiyatı şairlerinde de görülmektedir.

2. Dörtlük

   ---yaprak

   ---uzak                 “ak” tam uyak

   ---bahar getirdim sana

   ---şarkılar getirdim sana   “getirdim sana” redif; “ar” tam uyak

3. Dörtlük

   ---ağır

   ---ıtır           “ır” tam uyak

   ---sak

   ---zambak    “ak” tam uyak

4. Dörtlük

   ---gelir dudaklarından

   ---öpüşlerdir dudaklarından   “dudaklarından” redif; “ir” tam uyak

   ---nergisler

   ---seher             “er” tam uyak

5. Dörtlük

   ---zaman

   ---kapından    “an” tam uyak

   ---içi

   ---çi(ğ)      “çi” tam uyak (kulak kafiyesi)

Şiirin İçerik Yönünden İncelemesi (Açıklama – Yorum)

Serenad; “geceleyin açık havada sevgili için müzik aracılığıyla verilen küçük konser” demektir.

Serenad, bir aşk şiiridir. Ancak şiiri oluşturan kelimelerin seçimi ve dizimi şiiri diğerlerinden farklı kılıyor. Şiir her okunuşunda, her okuyanın zaman, birikim ve anlayışına, bulunduğu ruhsal duruma göre farklı anlamlar içeriyor.

Yeşil pencerenden bir gül at bana,

Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

Şair, ilk dörtlükte sevgilisinin evinin önüne, gönlü dolu bir biçimde gelir. Bu geliş, sıradan bir geliş değildir. Bir ayrılık sonrası geliştir. Çünkü şairin “saçlarında çiğ, gözlerinde bulut” vardır. Şair, ağlamaklıdır. Şairin gelişi “mevsim gibi”dir. İşte böyle hüzünlü ve ağlamaklı bir biçimde şair, sevgiliden bir işaret beklemektedir. O işaretse bir güldür. Şairle sevgilisi arasında bir belirsizlik vardır. Eğer sevgili bir gül atarsa bu belirsizlik sona erecektir. Şairin “kalbinin içi ışıklarla dolacaktır”. Kalbin ışıkla dolması, belirsizliğin giderilmesi ve bundan duyulan mutluluğu ifade eder. Saçlardaki çiğ ise uzun bir beklemenin ifadesidir. Şair, sevgiliden gelecek bu işareti uzun zamandır beklemektedir.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak,

Ben aşkımla bahar getirdim sana;
Tozlu yollarından geçtiğim uzak
İklimlerden şarkılar getirdim sana.

Açılan gül benzetmesinden sevgilinin henüz çok genç olduğunu ve şairin de ona aşkı tanımasında yardımcı olacağı anlamı çıkıyor. Nasıl ki baharda güller yaprak yaprak açıyorsa, sevgili de şairi tanıdıkça açılacak, güzelleşecektir. Şairin, uzak iklimlerle kastettiği farklı ülkelerdir. Tozlu yollar ise çekilen sıkıntıları ifade eder. Şaire göre aşk, öylesine evrensel bir şeydir ki, farklı ülkelerdeki farklı insanlar da aynı duyguları paylaşır. Bu da şarkılarda açıkça kendini gösterir.

 Şeffaf damlalarla titreyen, ağır

Koncanın altında bükülmüş her sak
Seninçin dallardan süzülen ıtır,
Seninçin karanfil, yasemin zambak…

Mevsim bahardır, bu nedenle bahçede çeşitli çiçekler vardır. Şair, sevgiliyi goncaya benzeterek, diğer çiçeklerin, onun güzelliğini tamamlamaktan öteye gidemediğini söylüyor. Itır olsun, yasemin olsun, karanfil ya da zambak olsun hepsi sevgilinin güzelliği karşısında boyun eğmiş durumdadır.

Bir kuş sesi gelir dudaklarından;

Gözlerin gönlümde açan nergisler.
Düşen öpüşlerdir dudaklarından
Mor akasyalarda ürperen seher.

Sevgilinin sesi, şaire kuş sesi gibi gelmektedir. Gözleri ise nergis çiçeğini anımsatmaktadır. Şair, sevgiyi öptüğünü hayal eder ve o zaman yanaklarının seher gibi kızaracağını düşünür. Her ne kadar bazı yorumcular şairin sevgiliyle buluşup, konuşup, öpüştüğünü söylese de son dörtlükte sevgilinin şaire, henüz bir işaret vermediği anlaşılıyor.

Pencerenden bir gül attığın zaman

Işıkla dolacak kalbimin içi.
Geçiyorum mevsim gibi kapından
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

Şair, sevgilinin kapısının önünden ayrılırken gelecek bir işaret için umudunu kaybetmemiştir. Ne zaman ki o işareti alacak o zaman şairin içi ışıkla dolacak, yani mutluluğu bulacaktır. Ancak henüz bir işaret alamadığı için hüzünlü ve ağlamaklı bir biçimde sevgilinin kapısından geçip gitmektedir. Belki de bahar mevsimi gibi bu aşkın da gelip geçeceğinden çekinmektedir. Şair, karmaşık duygular içindedir. Hüznü ve umudu bir arada yaşamaktadır.

Şiirdeki Söz Sanatları

“Geldim işte mevsim gibi kapına” Bu dizede benzetme sanatı vardır. Şair kendini mevsime benzetmiştir.

“Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ” Bu dizede benzetme sanatı vardır. Şair, gözlerinin nemli oluşunu buluta, saçlarındaki beyazları çiğe benzetmiştir.

“Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak” Bu dizede benzetme sanatı vardır. Şair sevgiliyi güle benzetmiştir. Yaprak yaprak benzetme yönüdür.

“Işıklarla dolsun kalbimin içi” Bu dizede mecaz sanatı vardır. Şair ışık kelimesini gerçek anlamının dışında kullanmıştır.

 “Seninçin dallardan süzülen ıtır, Seninçin karanfil, yasemin zambak…” Bu dizelerde hüsn-i talil sanatı vardır. Sıradan bir doğa olayını, yani çiçeklerin açmasını şair, güzel bir sebebe bağlamış.

“Gözlerin gönlümde açan nergisler” Bu dizede benzetme sanatı vardır. Şair, sevgilisinin gözlerini nergis çiçeğine benzetmektedir.

“Ürperen seher” sözünde kişileştirme sanatı vardır. Ürperme insana ait bir özelliktir.

Dil ve Anlatım

Şiirde sade, açık, yalın ve akıcı bir dil kullanılmıştır. Herkesin anlayacağı bir dille yazılan şiir, okuyanın ruhsal durumuna ve bulunduğu zamana göre farklı çağrışımlar yapabilir.

Ahenk açısından “gonca” kelimesi “konca”, ölçüye uygunluk açısından da “senin için” “seninçin” biçiminde kullanılmıştır.

Şiir, aşkı konu aldığı ve karmaşık duyguları barındırdığı için lirik bir anlatımla yazılmıştır.

Şiirde soyut duygular, bazı somut ifadelerle (gül, bulut, nergis, seher vb.) anlatılmıştır.

Şair Hakkında - Ahmet Muhip Dıranas

Hayatı

Ahmet Muhip Dıranas, 1909 yılında Sinop’un Salı köyünde doğdu. Babası Galip Efendi, annesi Seniha Hanım’dır. Babası Galip Efendi önce Balkanlarda, sonra Çanakkale’de, ardından da Kafkasya’da askerlik yaptı. Ahmet, burada ilkokula başladı. Yazları Salı köyüne gidip çobanlık yaptı. Doğa sevgisini ve doğaya düşkünlüğünü bu köye borçludur. Babası, Kurtuluş Savaşı başlayınca tekrar cepheye döndü. Savaştan sonra Ankara’ya taşındılar. Ufak tefek şiir denemeleri, bundan birkaç yıl sonra ortaokul sıralarında başladı. Ona şiiri ilk sevdiren dayısıdır.

Akşamları kitapçıda çalışan Ahmet, Abdullah Cevdet ile karşılaştı. Abdullah Cevdet “Köpek Havlamaları” şiirini beğendi ve “İçtihat” dergisinde yayınlanmasını sağladı. Lise yıllarında ise şairliğini etkileyecek ve şiirine asıl şeklini kazandıracak iki önemli kişiyi tanıdı. Bunlar Ankara Erkek Lisesi’nin edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar’dır.

Liseyi bitirdikten sonra “Hâkimiyet-i Milliye” gazetesinde çalıştı. Ankara Hukuk Fakültesi’ne iki yıl devam ettikten sonra İstanbul’a gitti. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Mezun olduktan sonra önce Güzel Sanatlar Akademisi Kütüphane Müdürlüğü, ardından Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi’nde resim yardımcılığı yaptı.

1938 yılında Ankara’ya dönerek, Halkevleri Kültür ve Sanat Yayınlarını yönetti. Ağrı dolaylarında askerlik görevini yaptıktan sonra, Ankara Çocuk Esirgeme Kurumu Yayın Müdürü, Kurum Başkanı, daha sonra İş Bankası Yönetim Kurulu Üyesi oldu. Devlet Tiyatrosu Edebi Kurul Başkanlığı, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.

Politikaya atılarak birkaç kez milletvekilliğine aday olduysa da seçilemedi. “Zafer” gazetesinde, “Milli Mecmua”da ve çeşitli dergilerde şiirleri yayınlandı.

Ahmet Muhip Dıranas, 21 Haziran 1980’de Ankara’da hayata gözlerini yumdu. Vasiyeti üzerine Sinop’un Salı köyünde toprağa verildi.

Edebi Kişiliği

Ahmet Muhip Dıranas, şiirde sese ve ahenge önem veren şairlerimizdendir. Hece şiirinin son kuşağı denilebilecek şairler arasındadır. Kendinden sonra gelecek şairler üzerinde de uzun süre etkili olabilen şairlerimizden biridir.

Gerek Fransız şiiri, gerekse Ahmet Haşim ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın etkileriyle şiirini özgün bir yapıya kavuşturmasını bilmiştir. Hece ölçüsü sınırlarında durak ve vurguların yerlerini değiştirerek şiirde geleneksel çağdaşlığı yakalayabilmiştir.

Ahmet Muhip Dıranas, çağrışım gücü yüksek, yurdu, insanı ve doğasıyla barışık, alışılmadık deyiş örgüsüyle unutulmaz şiirler yazmıştır.

Şiirlerinde aşk, doğa, ölüm gibi konular derin bir anlatımla, düşündürücü bir nitelikte işlenmiştir.

Ahmet Muhip Dıranas, az ve öz yazan şairlerimizdendir. Çeşitli dergilerde yayınlanan şiirleri neredeyse elli yıl sonra 1974 yılında kitap halinde yayınlanabilmiştir.

Eserleri

Şiir
Şiirler (1974)
Kırık Saz (1975, Tevfik Fikret’ten)
Oyun
Gölgeler (1947)
O Böyle İstemezdi (1948)
Çeviri Oyun
Aptal (1940, Dostoyevski’den uyarlama, F. Neziere / S.W. Bienstock)
İnceleme
Fransa’da Müstakil Resim (1937, Cahit Sıtkı ile birlikte – iki cilt)
Şiir Çevirisi
Çalar Saat – Baudelaire

Genel Değerlendirme

Serenad, Batı şiirinin ve Halk edebiyatı şiirinin etkileriyle kaynaşmış bir aşk şiiridir. Şiiri diğerlerinden ayıran, yaşanan duyguların farklı bir biçimde, farklı çağrışımlar yapacak şekilde yazılmasıdır.

Şairin, kendine özgü buluşları ve duyguları somut nesnelerle anlatması şiire ayrı bir hava katıyor. Şiir herkesin anlayabileceği ancak farklı duyguları çağrıştıran bir tarzda yazılmış. Türk edebiyatı içersinde çok okunan ve çok beğenilen bir yere sahip olan şiir, herkesin anlatmak isteyip de anlatamadığı duyguları yansıtıyor.

EN ÇOK OKUNAN YAYINLAR

Kaldırımlar Şiiri İncelemesi

Sanat Şiiri İncelemesi

Otuz Beş Yaş Şiiri İncelemesi

Ben Sana Mecburum Şiiri İncelemesi

Çoban Çeşmesi Şiiri İncelemesi