Kayıtlar

Hişt Hişt Öykü İncelemesi

Resim
Sait Faik Abasıyanık ’ın en sevilen öykülerinden biri olan “Hişt Hişt” adlı öykü, yazarın “Alemdağda Var Bir Yılan” adlı öykü kitabında yer almaktadır. Öyküde serim, düğüm, çözüm bölümlerinden oluşan belirgin bir olay yoktur. Anlatıcı, bir şeye kızmış ya da sinirlenmiş, neye sinirlendiği de bilmiyor. Zaten neye sinirlendiğinin de bir önemi yok. Önemli olan içinde bulunduğu ruhsal durumun, dış dünyayı algılayışını da etkilemesidir. Önce çevresindeki varlıkların doğal durumunu düşünüyor. “Otların yeşil olması, denizin mavi olması, gökyüzünün bulutsuz olması pekâlâ bir meseledir. Kim demiş mesele değildir, diye? Budalalık! Ya yağmur yağsaydı? Ya otların yeşili mor, ya denizin mavisi kırmızı olsaydı? Olsaydı o zaman mesele olurdu, işte.” Buradan anlıyoruz ki yazar, gündelik yaşamın her zamanki düzenini, olağan görüntülerini değiştirmek isteyen bir ruh hali içindedir. Ancak yazar, bu tutumunu da saçma buluyor. Gündelik gerçeklerin, alışılmışın dışına çıkma isteği, yazarın algılam

Kürk Mantolu Madonna Roman İncelemesi

Resim
Eser Hakkında İlk olarak 1943 yılında yayınlanan Kürk Mantolu Madonna adlı roman, Sabahattin Ali’nin en çok okunan eserleri arasındadır. Son derece deneyimsiz ve içine kapanık bir yapıya sahip olan Raif Bey ile Almanya’da tanıştığı Maria Puder arasındaki aşkı merkeze alan eser, bu ilişki dışında çeşitli toplumsal konular ve yazarın kendi hayatından kesitlere de yer veriyor. Romanın Özeti Roman, bankadaki işini kaybetmiş bir anlatıcıyla başlar. Anlatıcı Ankara sokaklarında gezerken, eski okul arkadaşı Hamdi’yi görür. Hamdi ona bir iş ayarlar. Anlatıcı, yeni işinde Raif Efendi adlı bir tercüman ile aynı ofisi paylaşmaktadır. Sık sık hastalanan, sessiz, sakin,   kendi halinde bir adam olan Raif Efendi, etrafındakiler tarafından ezilen, hor görülen, ancak bunlara hiçbir zaman tepki vermeyen, kendisine her söyleneni yapan bir adam olarak tanıtılır. Raif Efendi ile anlatıcı ahbaplık yapmaya başlar. Hasta olduğu günlerde acil çevirileri götürme bahanesiyle anlatıcı, Raif Efendi’nin

Sırça Köşk Öykü İncelemesi

Resim
Öykü Hakkında Sırça Köşk, Sabahattin Ali’nin ilk baskısı 1947 yılında yapılan aynı adlı kitabında yer alan, en etkili ve en çok okunan öykülerinden biridir. Öykünün Özeti İşi gücü olmayan, tembelliği ve rahat yaşamayı seven üç kişi bir şehre gelir. Şehirde “Sırça Köşk”ün gerekliliğine dair söylentiler çıkarırlar. Tüm şehir, işi gücü bırakıp bir Sırça Köşk yapar. Sırça Köşk’te yaşamaya başlayanlar rahat yaşamanın tadına varınca tüm halkı köşkün gerekliliğine inandırırlar. Zamanla halkta rahatsızlık ve sıkıntılar başlar. Ancak köşkle ilgili kafalarında ne kadar soru varsa uygun bir şekilde cevaplandırılır. Sırça Köşk’ün gerekliliğine inanırlar. Ancak halkta onlara bakacak güç kalmamıştır. Bunun üzerine Sırça Köşk’ün adamları halktan zorla yiyecek almaya, ayak direyenleri ise cezalandırmaya başlarlar. Kimse karşı çıkmayı göze alamaz. Çünkü Sırça Köşk’ü hiçbir gücün yıkamayacağına inanmışlardır. Halkın elinde bir şey kalmayınca, Sırça Köşk’ten çıkan bir emirle herkes elindeki son

Sisler Bulvarı Şiiri İncelemesi

Resim
sisler bulvarı elinin arkasında güneş duruyordu aylardan kasımdı üşüyorduk ağacın biri bulvarda ölüyordu şehrin camları kaygısız gülüyordu her köşe başında öpüşüyorduk sisler bulvarı’na akşam çökmüştü omuzlarımıza çoktan çökmüştü kesik birer kol gibi yalnızdık dağlarda ateşler yanmıyordu deniz fenerleri sönmüştü birbirimizin gözlerini arıyorduk sisler bulvarı’nda seni kaybettim sokak lambaları öksürüyordu yukarda bulutlar yürüyordu terkedilmiş bir çocuk gibiydim dokunsanız ağlayacaktım yenikapı’da bir tren vardı sisler bulvarı’nda öleceğim sol kasığımdan vuracaklar bulvar durağında düşeceğim gözlüklerim kırılacaklar sen rüyasını göreceksin çığlık çığlığa uyanacaksın sabah kapını çalacaklar elinden tutup getirecekler beni görünce taş kesileceksin ağlamayacaksın! ağlamayacaksın! sisler bulvarı’ndan geçtim sırılsıklamdı ıslak kaldırımlar parlıyordu durup dururken gözlerim dalıyordu bir bardak şarapta kayboluyordum gece bekçil

Kara Kitap Roman İncelemesi

Resim
Eser Hakkında Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un ilk olarak 1990 yılında yayınlanmış olan romanı birçok dile çevrilmiş, pek çok baskısı yapılmış ve yazarın uluslararası ününü arttırmıştır. Özet Galip, İstanbul’da yaşayan bir avukattır. Galip’in çocukluk aşkı, amcasının kızı ve karısı Rüya, bir mektup bırakarak nedensiz yere evi terk eder. Galip, onu İstanbul’un karlı kış günlerinde aramaya başlar. Aynı zamanda Rüya’nın üvey kardeşi, köşe yazarı Celal’in yazılarından da anlamlar çıkarmaya çalışır. Galip ile Rüya, İstanbul’da bir apartmanında oturmaktadır. Bu apartmanda Rüya’nın annesi, babası, halası ve dedesi de oturmaktadır. Galip, Rüya’nın kendisini terk ettiğini kimseye söylemez. Celal de ortalarda yoktur. Gazetede ise Celal’in eski yazıları yayınlanmaktadır. Galip, Celal’in evinde kalmaya, onun elbiselerini ve eşyalarını kullanmaya, onun yerine yazılar yazmaya başlar. Galip, Rüya ve Celal’i sürekli arar ama bir türlü onları bulamaz. Celal, bir köşe yazısında Boğ

EN ÇOK OKUNAN YAYINLAR

Yağmur Şiiri İncelemesi

Çoban Çeşmesi Şiir İncelemesi

Kaldırımlar Şiir İncelemesi

Otuz Beş Yaş Şiiri İncelemesi

Sanat Şiiri İncelemesi